YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9372
KARAR NO : 2012/13438
KARAR TARİHİ : 03.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili kuruma ait araca, davalıların maliki ve sürücüsü olduğu aracın çarpması sonucu hasarlandığını, araçtaki hasarın mahkeme aracılığı ile tespit edildiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu iddia ederek 17.683,14 TL hasar bedeli ile 1.261,40 TL işlemiş faizi toplamı 18.944,54 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, aracın müvekkili tarafından kullanılmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, davaya cevap vermemiştir.
Yapılan yargılama sonucu, davanın kısmen kabulüne, 16.242 TL tazminatın davalı …’ten tahsiline, davalı …’ın işleten sıfatı bulunmadığından ona yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair verilen hüküm, davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle Daire’nin 14/03/2008 gün 2008/3096 Esas 2008/3360 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamında, taraf vekillerinin sair temyiz itirazları reddedilirken, davalı …’ın tescil kaydına göre araç maliki olması nedeniyle işleten sıfatı bulunduğundan davacının zararından
sorumlu olduğu, kazaya ilişkin görülen ceza dosyasında sürücü değişikliği iddiası bulunduğundan araç sürücüsü olarak kimin mahkum edileceği önem taşıdığından, ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bozma sonrası davacı tarafından, asıl araç sürücüsü olduğu iddia edilen …’a yönelik aynı taleple dava açılmış, bu dosya ile birleştirilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş, davanın kısmen kabulü ile 11.684 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-1086 Sayılı HUMK’nun 388. ve 389. maddeleri ile 6100 Sayılı HMK’nun karşılık 297/1-2 maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir. Ayrıca; 1086 Sayılı HUMK’nun 45. maddesi ile 6100 Sayılı HMK’nun karşılık 166. maddesi uyarınca, birleştirilen dava dosyaları birbirlerinden bağımsız ayrı davalar olup, asıl ve birleştirilen her dava hakkında usul hükümlerine göre ayrı ayrı hüküm kurulması, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin her dava için ayrı ayrı belirlenmesi gerekir. Yukarıda belirtilen ilkeler gözardı edilerek, asıl ve birleştirilen davalar için tek hüküm kurulması da bozmayı gerektirmiştir.
2-Kabule göre de;
a-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de, bozma gereği yerine getirtilmeden hüküm kurulmuştur. Şöyle ki, kazada bir kişinin ölümü nedeniyle Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, davalılar … ve … sanık sıfatıyla yargılanmışlar, sonucunda davalı …’in araç sürücüsü olmadığı, aracı …’ın kullandığı kanaatine varılarak davalı …’in beraatine, davalı …’ın taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. UYAP üzerinde yapılan inceleme sonucu verilen kararın Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 14/03/2012 gün 2012/3032 Esas 2012/7136 Karar sayılı ilamı ile onandığı görülmüştür. Bu durumda mahkemece, 818 sayılı B.K’nun 53. maddesi (6098 sayılı B.K.’nun 74. maddesi) uyarınca ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk mahkemesi için bağlayıcı olduğu gözetilerek sürücü olmadığı kesinleşen davalı … yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
b-Daire’nin bozma kararı öncesi verilen kararda, davacı aracındaki hasar bedelinin 16.242,20 TL olduğu belirtilerek bu bedel hüküm altına alınmıştır. Davacı vekili ve davalı vekilinin hasar bedeline ilişkin temyiz itirazları Daire’ce reddedilmiş olmakla temyiz eden taraflar yönünden bu bedel kesinleşmiştir. Hâl böyleyken Mahkemece, hem yukarıda açıklanan hususun gözden kaçırılması hem de hesaplama hatası yapıldığı anlaşılan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nin 09/02/2007 tarihli raporunun benimsenerek karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı … vekili ve davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı … davalı … ve …’a geri verilmesine 03/12/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.