YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9534
KARAR NO : 2013/8310
KARAR TARİHİ : 04.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki taraflar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 4.6.2013 Salı günü davacı ve davalı … tarafından gelen olmadı. Davalı … vekili Avukat … ve Avukat … ile davalı … vekili Avukat … geldi. Temyiz dekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunanlar vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı Banka vekili, davalı borçlu İzeddin aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu 55 adet taşınmazını davalı …’a onun da diğer davalı …’ya satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … vekili ile davalı … vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı … usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu, satışın davalı …’in borcuna mahsuben yapıldığı gerekçesi ile davanın davalı … yönünden kabulüne ancak taşınmazların elden çıkarılmış olması ve son malikin de borçlunun durumunu bildiği kanıtlanamadığı gerekçesi ile bedele dönüşen davada davalı …’ın tazminatla sorumlu tutulmasına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalı … vekili, … vekili ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, yapılan satışta edimler arasında aşırı fark bulunmasına, İİK’nın 278/III-2 maddesinde edimler
arasındaki aşırı farkın bağışlama hükmünde sayılıp yapılan tasarrufun iptale tabi olduğunun öngörülmesine, 3. kişi tarafından taşınmazın tasarruf tarihindeki bilirkişilerce belirlenen gerçek değerinin ödendiğinin yasal ve inandırıcı delillerle kanıtlanamamasına, edimler arasında fahiş farkın bulunduğu hallerde 3. kişinin iyi niyet iddiasının dinlenemeyeceğine, davalı …’e yapılan satışın, İİK’nin 279/I-2 maddesinde belirtilen borcunu ödemiyen bir borçlu tarafından hacizden veya mal bulunmaması sebebiyle hacizden yahut iflasın açılmasından evvelki bir sene içinde, para veya mutat ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödeme niteliğinde olmasına, aralarındaki ticari ilişki nedeniyle borçlu …’in alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olması nedeniyle de tasarrufun iptali gerekeceğine (İİK. 280/I) ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalı … vekili, … vekili ve vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince,
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları üç grup altında ve İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK. m.281). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K. 25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı). Somut olayda davalı …’nın, taşınmazları yukarıdaki bent kapsamında belirtilen şekilde muvazaalı olarak satın almasından 22 gün sonra davalı …’ya (davalı 3. kişinin beyanına göre 225.000 TL kâr ile) satmış olması ve alınan taşınmazların 55 adet olduğu nazara alındığında bu alım satım için hiçbir ödeme belgesi ya da banka hesap hareketine ilişkin belge ibraz edilmemesinin nedenleri üzerinde durulmamış davalı …’nın ticari faaliyeti olup olmadığı varsa ticari faaliyetinin dava konusu taşınmazları edinmeye imkan verip vermeyeceği, davalı borçlu İzeddin ile davalı … arasında akrabalık olup olmadığı varsa hangi derecede olduğu
ayrıca davalı … ile davalı borçlu arasında arkadaşlık, tanıdıklık ya da ticari ilişki gibi borçlunun mal kaçırma kastını 4. kişinin bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunu gösterir bir yakınlığın bulunup bulunmadığı da araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekili, … vekili ve … vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı Banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, aşağıda dökümü yazılı 53.490,96 TL kalan harcın temyiz eden davalılar …,…’dan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu açık olmak üzere 04.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.