YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9791
KARAR NO : 2013/4640
KARAR TARİHİ : 02.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının müvekkiline ait aracın kasko sigortacısı olduğunu, aracın sürücü… idaresinde iken gerçekleşen kazada hasarlandığını, ticari olan aracın 30 gün serviste kaldığını, bu dönemde kazanç mahrumiyeti oluştuğunu, davalınınsa ödeme yapmaktan kaçındığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.199 TL araç hasar bedeli, 4.500 TL ticari kaybın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 08.03.2011 havale tarihli ıslah dilekçesi ile toplam tazminat talebini 16.896,79 TL’ye yükselttiklerini bildirmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, kaza günü davacının aracında içki şişesine rastlandığını, sürücü olduğunu iddia eden kişinin kazadan çok sonra giderek ifade verdiğini, ihbar mükellefiyetinin kasten doğru yerine getirilmediğini ve hasarın teminat dışında kaldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile 7.199 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 3 numaralı bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, sigortalının kasko sigortacısına yönelttiği maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve müziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan “teminat dışında kalan zararlardan” olması gerekmektedir.
Keza, Kasko Sigortası Genel Şartları B.1.1 Maddesinde “rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç 5 iş günü içinde sigortacıya bildirimde bulunmak”, B.1.5 maddesinde ise, ” sigortalı, sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşmesi nedenlerini ayrıntılı şekilde belirlemeye, zarar miktarı ile delilleri saptamaya ve rücu hakkının kullanılmasına yararlı, sigortalı ve sigorta ettiren için sağlanması mümkün gerekli bilgi ve belgeleri geçikmeksizin sigortacıya vermek”le yükümlüdür.
Görüldüğü gibi, ihbar yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda, müeyyidesi genel şartlarda düzenlenmediği gibi, bu husus rizikonun teminat dışında kaldığı haller arasında da sayılmamıştır. Bu halde, konunun TTK.nun 1290 ve 1292/son madde hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Buna göre, sigorta ettiren kimse kasten ihbarda bulunmamış ise, sigorta haklarını zayi edeceği, kusurunun bulunması halinde ağırlığına göre sigortacının ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde, sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki, teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği sigortacı tarafından somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Ayrıca sigorta genel şartlarında belirtilen 5 günlük ihbar süresi hak düşürücü süre değildir. Sigorta ettiren anılan maddede belirtilen ihbar yükümlülüğünü kasten yerine getirmez ise, tüm sigorta haklarını TTK.nın 1292 maddesince kaybeder.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, somut olaya bakıldığında, trafik kazasının 22.08.2008 tarihinde gerçekleştiği, rizikonun kazadan 46 gün sonra davalı … şirketine ihbar edildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacı trafik kazasını uzun süre sonra davalı sigortaya bildirdiğine göre, ispat külfeti davacı tarafa geçmiştir. Davacının ihbar külfetini hangi nedenlerden dolayı geç bildirdiğini, davacı yönünden haklı sebeplerinin bulunup bulunmadığını, varsa bu yöndeki davacı delilleri toplanıp, davacı tarafından rizikonun gerçekleşme şeklinin kasten veya iyiniyet kurallarına aykırı olarak ihbar edilip edilmediği, hasarın poliçe teminatı kapsamında kalıp kalmadığı, mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler ışığında tartışılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması kurulması doğru görülmemiştir.
3-Davacı tarafın temyiz itirazlarına gelince;
Kabule göre;
Davacı vekili 08.03.2011 tarihinde ıslah dilekçesi sunarak davasını ıslah etmiş olup, mahkemece davacı vekilinin sunduğu ıslah dilekçesi dikkate alınmaksızın karar verilmiş olması doğru değildir.
Ayrıca dosya içerisindeki belgelere göre, davacının davalıya 07.10.2008 tarihinde başvurduğu hususu sabit olup davalının temerrüt tarihinin bu tarih dikkate alınarak belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin Alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı … şirketine geri verilmesine 2.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.