YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9858
KARAR NO : 2013/7008
KARAR TARİHİ : 14.05.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 14.5.2013 Salı günü davacı … vekili Av. … geldi. Davalı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkiline ait davalıya kasko sigortalı aracın 27.05.2011 günü park halinde iken yağan yağmur ve dolu sonucu zarar gördüğünü ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 18.000 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının kazayı, yasada öngörülen beş günlük yasal sürede hasar ihbarını yapmadığını, ihbarın zorunlu olarak geciktiğine ilişkin bir kanıtın da dosyada bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davacının beş gün içinde sigorta şirketine ihbarda bulunmaması ve sigorta eksperine hasarlı aracı zamanında göstermemesi sebebiyle sigorta haklarının zayi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve müziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan “teminat dışında kalan zararlardan” olması gerekmektedir.
Keza, Kasko Sigortası Genel Şartları B.1.5 maddesine göre, sigortalı, sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşmesi nedenlerini ayrıntılı şekilde belirlemeye, zarar miktarı ile delilleri saptamaya ve rücu hakkının kullanılmasına yararlı bilgi ve belgelerin gecikmeksizin sigortacıya vermekle yükümlüdür.
Görüldüğü gibi, ihbar yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda, müeyyidesi genel şartlarda düzenlenmediği gibi, bu husus rizikonun teminat dışında kaldığı haller arasında da sayılmamıştır. Bu halde, konunun TTK.nun 1290 ve 1292/son madde hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Buna göre, sigorta ettiren kimse kasten ihbarda bulunmamış ise, sigorta haklarını zayi edeceğinin kabulü gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde, sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki, teminat içinde kalmış gibi ihbar ettiği sigortacı tarafından somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında, dava konusu olaydan sonra trafik ekipleri tarafından görgü tespit tutanağı düzenlenmiştir. Davacı aynı gün emniyette ifade vermiş ve olaydan üç gün sonra da, sulh hukuk mahkemesine hasarının tespiti için başvurmuştur. Kasko
Sigortası Poliçe Genel Şartlarının B.1.1. maddesinde öngörülen 5 günlük ihbar süresi hak düşürücü süre değildir. İhbarın suresinde yapılmamış olması tek başına hasar bedelinin ödenmesine engel teşkil etmez, ancak ihbarın geç yapılması sigortacının zararına neden olmuşsa zarar miktarının tazminattan tenzili mümkündür.
O halde, davalı … tarafından, rizikonun gerçekleşme şeklinin kasten veya iyiniyet kurallarına aykırı olarak ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanamadığından, mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler ışığında hasarın poliçe teminatı kapsamında kaldığı kabul edilerek, işin esasına girilip sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 990.00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 14.05.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.