YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11
KARAR NO : 2013/14236
KARAR TARİHİ : 24.10.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişiler vekili, İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2010/1467 sayılı takip dosyasından 30.06.2010 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkillerine ait olduğunu, haczin müvekkillerinin iş yeride mülk sahibinden 21.12.2009 tarihinde kiraladıklarını ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili haczin borçlunun ticaret sicilinde kayıtlı olan adresinde yapıldığını, ticaret sicili kayıtlarına göre borçlunun adreste halen faal göründüğünü davacılara yapılan işyeri devrinin muvazaalı olduğunu, İİK’nun 44. ve BK’nun 179. maddeleri uyarınca işletmeyi devralan 3.kişinin işletmenin borçlarındanda sorumlu bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece haciz adresinde daha önce borçlu faaliyet göstermiş ise de işyerinin borçlu tarafından tamamen boşaltılmasından sonra davacılara kiraya verildiği, davacıların hacizden önce de başka bir yerde faaliyette bulundukları, gerekçesiyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayanan istihkak davası nitelğindedir.
Mahkemece haciz adresinin borçluya ait iken boşaltılması sonucu davalı 3.kişinin faaliyete başladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç doğru değildir.
Haciz adresinde önceden borçlunun faaliyette bulunduğu taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, borçlu ile davacı 3.kişi arasındaki ilişkinin işyeri devri niteliği taşıyıp taşımadığı noktasındadır. Davacı 3.kişi, borcun doğumundan sonra 21.12.2009 tarihinde haciz adresinde faaliyete başlamıştır. Borçlu 01.06.2009 tarihinde haciz adresinde faaliyete başlamıştır. Borçlunun 01.06.2009 tarihli sözleşme ile dava dışı bir şahsa sattığı mobilyaların bedelinin davacı 3.kişilere ödendiği 16.12.2009 tarihli ödeme belgelerinden anlaşılmaktadır. Tüm bunlar danışıklı işyeri devrinin kanıtı niteliğindedir ve alacaklı için hüküm doğurmaz. Bir an için danışık olmadığı kabul edilse bile işletmeyi devralan davacı 3.kişi, BK’nun 179. maddesi gereğince işletmenin borçlarından sorumlu bulunduğundan davanın reddi gerekirken kabulü bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 24.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.