YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11556
KARAR NO : 2013/13658
KARAR TARİHİ : 10.10.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıya kasko sigortalı olan müvekkiline ait aracın tek taraflı kazada hasarlandığını, davalının zararı ödemediğini, tespit raporuna göre 31.428,00 TL hasar olduğunu belirterek şimdilik 10.000,00 TL’nin kaza tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş; 21.2.2012 tarihinde harçlandırdığı ıslah dilekçesi ile talebini 7.503,83 TL daha artırarak toplam 17.503,83 TL’nin tazminini istemiştir.
Davalı vekili, prim ödeme borcunun yerine getirilmediğini, sürücü değişikliği yapıldığını, kazanın hız ve dikkatsizlik nedeniyle olduğunu, ispat yükünün davacıya geçtiğini, tespit raporunu ve tazminat miktarını kabul etmediğini, ıslah talebinin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 10.000,00 TL’nin 21.4.2010 fatura tarihinden, 7.503,83 TL’nin 21.2.2012 ıslah tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkidir.
TTK’nun 1269 maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı Yasanın 1270.maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda sigortalı durumunda olan rehin hakkı sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir. Sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatını almak suretiyle, sigortadan şayet kendi menfaatide zedelendiği takdirde, tazminat istemek hakkına sahip olur. Taraf (husumet) ehliyeti yargılamanın her aşamasında resen gözetilecek hususlardandır.
Somut olayda, sigortalı araç üzerinde rehin hakkı sahibi olan Volkswagen Doğuş Tüketici Finansmanı AŞ 1.11.2010 tarihli cevabı ile “dava sonucunda ilgili kredi borçlusu davacı lehine oluşacak tutar üzerindeki her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla davaya muvafakat ettiğini” bildirmiştir. Şarta bağlı olarak verilen muvafakatın geçerli olduğu kabul edilemez.
Bu durumda mahkemece, dain ve mürtehin sıfatı bulunan Volkswagen Doğuş Tüketici Finansmanı AŞ’nin açık ve kayıtsız şartsız muvafakatı olmadığından davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine ve şekline göre davalı Ak Sigorta AŞ vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı Ak Sigorta AŞ’ye geri verilmesine 10.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.