Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/11563 E. 2013/13789 K. 21.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11563
KARAR NO : 2013/13789
KARAR TARİHİ : 21.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı aracın davalıya ait apartman dairesinden cam düşmesi nedeniyle hasarlandığını, hasar bedelinin davacı tarafından ödendiğini, alacağın rücuen tahsili için davalı aleyhine Karşıyaka 2.İcra Müdürlüğünün 2009/346 sayılı dosyasından yapılan icra takibine itiraz nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek, 3.907,37 TL. alacak üzerinden yapılan takibe vaki itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline, takibin devamına, asıl alacağın % 40′ oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dava, TTK.’nun 1301. (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1472/1) maddesi uyarınca, alacağın hasar sorumlusundan rücuen tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir.
Borçlar Kanununun 58.maddesi uyarınca (6098 Sayılı BK’nun 69.maddesi) bina malikinin binanın gereği gibi yapılmamasından (fena yapılmasından) veya bakım eksikliğinden (muhafazasındaki kusurdan) dolayı kusursuz sorumluluğu vardır. Bu maddedeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan “ağırlaştırılmış” bir kusursuz sorumluluk halidir. Binaya ait pencere (ve takılı cam) maddede açıklanan “imal olunan şey” kavramına dahildir. Diğer yandan özel hukuk sorumluluğu bakımından her zaman kusur (kast veya ihmal) unsurlarının bulunması zorunlu değildir. Bu gibi hallerde, zararın, hukuka aykırı bir davranıştan doğması yani objektif koşulu gerçekleşmesi yeterli olup, ayrıca sübjektif koşula diğer anlatımla kusura ihtiyaç yoktur. Özellikle kusursuz sorumluluk hallerinde durum böyledir. Zarar, ihmalden de kaynaklanabilir ve ihmali yapan sorumlu olur.
Öte yandan, 4721 Sayılı TMK’nun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmüne yer verilmiştir. (743 Sayılı TMK.madde 6)
Somut olayda, davacı vekili sigortalı aracın davalıya ait apartman dairesinden cam düşmesi nedeniyle hasarlandığı iddiasıyla dava açmış, davalı davanın reddini savunmuş olup, mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki, dosya kapsamından park halindeki sigortalı araç, üzerine cam düşmesi nedeniyle hasarlandığı sabit olmasına karşın olay tarihinde hasara neden olan camın davalıya ait bağımsız bölümden düşüp düşmediği veya davalının tüm binanın maliki ya da pay sahibi olup olmadığı, düşen camın binanın ortak alanına dahil sayılıp sayılmayacağı, buna göre davalının payı oranında sorumlu olup olmayacağı gibi hususlar açıklığa kavuşturulmuş değildir.
O halde, mahkemece, olaya ilişkin olarak düzenlenen 10.9.2008 tarihli Görgü ve Tespit Tutanağı’nı düzenleyen görevli memurlar ile sigortalı araç malikinin gerektiğinde keşif yapılarak camın düştüğü yerin neresi olduğuna dair bilgi ve görgülerinin tespiti için tanık sıfatıyla dinlenmeleri, tapu vs. kayıtlarının getirtilerek yukarıda açıklanan hususlar ve davalının sorumluluğunun (kat maliki, bina maliki, ya da binada pay sahibi olup olmadığı yönünden) belirlenmesi, gereği halinde bilirkişiden ek rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-) Kusur oranının ve gerçek hasar miktarının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden alacak likit değildir. Bu nedenle, davacının icra-inkâr tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekirken, kabulüne karar verilmesi de isabetli değildir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 21.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.