Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/11600 E. 2013/13659 K. 10.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11600
KARAR NO : 2013/13659
KARAR TARİHİ : 10.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … Sigorta AŞ vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı, müvekkiline ait aracın çalınarak kazaya karıştığını, aracın kullanılmaz hale geldiğini, sigortacının ihbara rağmen hasarı ödemediğini, diğer davalı acentenin de poliçeyi düzenlemesi nedeniyle zarardan sorumlu olduğunu belirterek 23.000,00 TL. sigorta bedelinin olay ya da ihbar tarihinden işleyecek ticari faiziyle davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … Sigorta A.Ş. vekili, araç üzerinde rehin hakkı bulunduğunu, rehin hakkı sahibinin muvafakatının gerektiğini, aracın anahtarın masa üzerinden alınarak aracın çalındığını, davacı şirket yetkilisinin kusurlu olduğunu, hırsızlığın emniyeti suistimal şeklinde gerçekleştiğini, ayrıca sürücünün ehliyetinin olmadığını, hasarın teminat kapsamında olmadığını, hasar miktarının fahiş olduğunu, araç hurdası davacı yedinde olduğundan sovtaj bedelinin indirilmesi gerektiğini, trafikten çekme belgesinin ibraz edilmediğini, 18.07.2002 tarihinde hasar miktarını öğrendiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 19.750,00 TL. araç bedelinin davalı … şirketine ihbar tarihinden işleyecek ticari faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı … Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp,
değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, araç anahtarının çalınması ve emniyeti suistimal şeklinde gerçekleştirilen araç hırsızlığının, davacı ile davalı sigortacı arasında düzenlenen 26.04.2006/2007 vadeli kasko poliçesinde teminat dışında bırakıldığının açıkça belirtilmemesine, bu nedenle davaya konu kaza nedeniyle sigortalı araçta oluşan hasarın poliçe teminatı içinde bulunmasına göre davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayanılarak açılan alacak istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK’nın 266. maddesi hükmüne göre “mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.” Sigortalı araçta meydana gelen hasar miktarının (gerçek zararın) uzman bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerekir. Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.3.3.1.2.1, maddesi hükmü uyarınca “onarım masrafları, sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşar ya da taşıt onarımı kabul etmez ise taşıt tam hasara uğramış sayılır. Bu durumda değeri tamamen ödenen araç ve aksamı talep ettiği takdirde sigortacının malı olur.”
Bu hükümden açıkça anlaşılacağı üzere davalı … meydana gelen hasar bedelini tamamen poliçe limitleri içinde ödeme yükümlülüğü altında olup sigortalı araç hurdası, sigorta ettiren tarafından kendisine verilmesi istenmedikçe, sigortacı tarafından araç hurdası sigorta ettirenin uhdesinde bırakılıp hurda bedelini tazminattan düşmesi olanaklı değildir. Zira kasko sigortasında aslen amaç zarar bedelinin tamamen karşılanmasıdır.
Somut olayda, 07.02.2007 tarihli ekspertiz raporunda aracın ağır hasarlı olması sebebiyle pertinin ekonomik olduğu, piyasa rayiçinin 19.750,00 TL,. sovtaj bedelinin 4.937,00 TL. olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili 23.000,00 TL. sigorta bedelinin tazminini istemiştir. Hasar yönünden bilirkişi …’dan rapor alınmış ise de; bu bilirkişinin mesleği dosya kapsamından anlaşılamadığından hasar konusunda uzman olup olmadığı belirlenememiştir. Ayrıca bilirkişi raporunda araçta meydana gelen hasar miktarı, aracın onarımının mı, pertinin mi uygun bulunduğu hususları da değerlendirilmediğinden rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Raporda aracın dosyaya ekli rapora göre 19.750,00 TL. olduğu, perte dair belge bulunmadığı gözetilerek 19.750,00 TL. ödenmesi gerekir şeklinde görüş bildirilmiş. Mahkemece 19.750,00 TL. yönünden dava kısmen kabul edilmiştir.
Dosya kapsamına göre sigortalı aracın hurdasının, davacı sigortalıda mı, yoksa davalı … uhdesinde mi bırakıldığı hususu da anlaşılmamaktadır. Bu konuda tercih hakkı davacı sigortalıda bulunduğundan, davacı taraftan aracın hurdasının kimde bırakılacağı hususunun sorulması gerekir. Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporlarına göre hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece, İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek hasar konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamı, ekspertiz raporu, araçta meydana gelen hasarlar birlikte gözetilerek davacı aracında davaya konu kaza nedeniyle oluşan hasar miktarının tespiti, aracın onarımının mı, pertinin mi uygun olduğu, pertinin uygun olması halinde olay tarihindeki 2. el piyasa rayiç değeri ile sovtaj bedelinin belirlenmesi konularında gerekçeli, denetime elverişli rapor alınması, aracın pertinin ekonomik bulunması halinde davacı taraftan aracın hurdasının kimin uhdesinde bırakılacağı hususunda seçimlik hakkının sorulması, buna göre sovtaj bedelinin mahsup edilip edilmeyeceğinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.3.1 maddesine göre sigortacı, hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorundadır. Ekspertiz raporunda belirtildiği üzere hasar, davalı sigortacıya 16.10.2006 tarihinde bildirilmiştir. Bu durumda mahkemece, 16.10.2006 ihbar tarihine 15 gün ilave edilerek davalı sigortacının temerrüt tarihinin belirlenmesi ve bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde davacının ihbar tarihi dahi tespit edilmeden infazda duraksama yaratacak şekilde soyut olarak ihbar tarihinden itibaren faize karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … Sigorta A.Ş. vekilinin temyizi itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … Sigorta A.Ş.’ye geri verilmesine 10.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.