Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/1190 E. 2013/2014 K. 21.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1190
KARAR NO : 2013/2014
KARAR TARİHİ : 21.02.2013

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı 3.kişi vekili, …İcra Müdürlüğü’nün 2008/15269 sayılı takip dosyasından 27.5.2009 tarihinde iştiraken haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, haczin müvekkiline ait fabrika binasında yapıldığını, müvekkili hakkinda iflas erteleme kararı bulunmasına rağmen, aşkın haciz işlemi uygulandığını, haczin borçluya ödeme emri tebliğ edilen adresten farklı bir adreste yapıldığını ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haczin borçlunun adresinde yapıldığını, mahalde borçluya ait tabelanın görüldüğünü, haczedilen menkullerin borçlu Termo Maket Ltd. Şti’ne ait 721 parsel sayılı taşınmazın mütemmim cüzü olarak tapuya şerh edilen menkuller olmasına rağmen her nasılsa bulundukları yerden haciz mahalline getirilip yarı montajlı yarı montajsız bırakıldığını, bu durumun fabrika bekçisi tarafından da doğrulandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece haczedilen menkullerin borçluya ait 721 parsel sayılı taşınmazın teferruat listesindeki makinalarla örtüştüğü taşınmaz üzerinde davacı 3.kişi lehine ikinci dereceden ipotek hakkı tesis edildiği, ipotek belgesinden yalnızca taşınmaz üzerinde ipotek olduğunun anlaşıldığı, teferruat üzerinde ipotek olmadığı, olsa bile bu durumun 3.kişiye mülkiyet hakkı bahşetmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3.kişi vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacı 3.kişinin rehin hakkına dayanan istihkak davasına ilişkindir. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı İİK’nin 96/1 ve MK’nin 777.maddeleridir.
Mahkemece haciz uygulanan taşınmaz üzerinde ipotek konulduğu, taşınmazın teferruatı üzerinde ipotek olmadığı, olsa bile durumun davacı 3.kişiye mülkiyet hakkı bahşetmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyleki; dava konusu haczin uygulandığı 721 parsel sayılı taşınmaza 01.07.2007 tarihinde teferruat listesi şerh edildiği, taşınmaz üzerinde davacı 3.kişi lehine 02.07.2007 tarihinde ikinci dereceden ipotek tesis edildiği dosyadaki tapu kaydı içeriği ile sabittir. Bu 02.07.2007 tarihli ipotek senedinin 5.maddesinde ipoteğin, taşınmazın müştemilatı, mütemmim cüzü, halen mevcut olan ve ileride olabilecek teferruatları hakkında da geçerli olacağı hükme bağlanmıştır. Yine ipotek senedinin 15 ve 16.maddesinde teferruat üzerinde birinci dereceden taşınmaz üzerinde ikinci dereceden ipotek tesis edildiği belirtilmiştir.
Kaldi ki, MK’nin 777.maddesine göre taşınmaz ipoteği, mütemmim cüzleri ve teferruatı da kapsar. Taşınmaz ipoteği kurulunca taşınmaz üzerinde bulunan mütemmim cüzler ve teferruat kendiliğinden ipotek kapsamına girer. İpotek akit tablosunda yazılı olmasa bile ipotek kapsamında oldukları kabul edilir. Hal böyle olunca taşınmazla birlikte bir bütün olarak ipotek edildiği anlaşılan dava konusu mahcuzların ipotek hakkının bölünmezliği ilkesi karşısında ayrıca haczedilmelerinin mümkün olmayacağı kabul edilerek davanın kabulü gerekirken yanlış değerlendirme sonucu reddi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 21.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.