YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12007
KARAR NO : 2013/13699
KARAR TARİHİ : 10.10.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı …. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin işleteni olduğu, davalıya kasko sigortalı aracın çalındığını, davalı ile varılan mutabakat gereği hasarın 26.000,00.-TL olarak belirlendiğini ancak 11.552,00.-TL ödendiğini bakiye zararlarının karşılanmadığını belirterek fazlaya dair haklarını saklı tutarak 10.000,00.-TL hasar bedelinin temerrüt tarihi olan 27.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilin talep etmiş, talebini ıslah dilekçesi ile artırmıştır.
Davalı …. vekili, davalının işleteni olduğu aracın operasyonel kiralık araç olarak teminat kapsamına alınmasına karşın belirlenen kullanım biçimi dışında hususi araç olarak kiralandığını, bu bakımdan proporsiyon indirimi uygulanarak mutabık kalan hasar miktarına göre ödeme yapıldığını ve sorumluluklarının kalmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davalı … şirketinin Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik uyarınca sorumluluğunu yerine getirmediği, davacı ile yapmış olduğu mutabakat gereğince ödemeyi kabul ettiği ve zararın bir kısımını ödediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 14.448,00.-TL hasar bedelinin 24.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı …. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında düzenlenen 10.03.2011/2012 vadeli kasko sigorta poliçesinde davacı aracı özel oto olarak sigortalanmış ve “Operasyonel Kiralık” olarak kullanım tarzı kararlaştırılmıştır.
Hukuk sistemimizde Anayasa’nın 48. ve Borçlar Kanunu’nun 19. maddesi gereğince emredici hükümlere aykırı olmamak koşuluyla irade hürriyeti ve akit serbestisi sınırları içerisinde tarafların diledikleri gibi sözleşme yapabilmeleri mümkündür.
Bu bakımdan taraflar arasında düzenlenen kasko sigorta poliçesindeki özel şart 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1264. maddesinde sayılan emredici kanun hükümlerine aykırı olmadığı gibi TTK. 1266/son ve 1281/2 maddesi hükümlerine uygun bulunmaktadır.
Davalı … vekili, aracın “operasyonel kiralık” olarak kullanım tarzının kararlaştırıldığını, ancak “hususi kiralık” olarak kullanıldığını, bu bakımdan proporsiyon indirimi uygulanması gerektiğini ileri sürmüş, davacı vekili ise aracın günlük kiralamada kullanılmadığını belirterek aracın kime, ne kadar süreli olarak kiralanacağının kararlaştırılmadığını iddia ederek bakiye tazminatın tahsilini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki ihtilaf aracın kullanım tarzına ilişkin olup mahkemece kiralık olarak kullanılacak olan aracın “operasyonel kiralık” olarak kullanılıp kullanılmadığına ilişkin her hangi bir değerlendirme yapılmamış olduğu gibi bu konuda gerekli araştırmalar da yapılmamıştır. Buna göre kasko sigortalı aracın kullanım tarzına ilişkin olarak taraflar arasında kararlaştırılan “operasyonel kiralık” araç kullanımının değerlendirilmesi, gerekirse bu konuda davanın tarafı olan sigorta şirketi dışındaki sigorta şirketlerinden ve Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliğinden “operasyonel kiralık” kullanımının ve varsa “hususi kiralık” araç kullanımı ile prim farklılığı ve miktarının sorulması, bu hususun belirlenmesi sonucunda sigortaya konu aracın somut olayda kullanım tarzının belirlenmesi için taraf delillerinin değerlendirilmesi, konusunda uzman bilirkişi marifetiyle davacının ticari defter, belge ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak davaya konu sigortalı aracın kiralık araç olarak kullanım tarzının belirlenmesi, davaya konu aracın kullanımının “operasyonel kiralık” olarak kullanılmadığının tespit edilmesi halinde, tahakkuk ettirilen prim ile aracın “operasyonel kiralık” olarak kullanılacağının bilinmesi durumunda tahakkuk ettirilmesi (ödenmesi) gereken prim arasındaki oran belirlenerek, bu orana göre hasardan bir anlamda proporsiyon indirimi yapılarak davalı … şirketinin ödenmesi gereken hasar miktarının hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 10.10.2013 tarihinde üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Yanlar arasında geçerli olan sigorta sözleşmesi 10.03.2011 tarihinde 1 yıl süreli olarak kurulmuştur.
Riziko 12.4.2011 de gerçekleşmiştir. Bu durumda olaya uygulanması gereken hükümler 6762 Sayılı TTK’nun 1290 vd.maddeleridir.
Sigorta ettirenin akit öncesi ihbar yükümlülüğünü düzenleyen TTK’nun 1290 maddesi gereğince sigorta ettiren kimse sigortacının sözleşmeyi yaparken hakiki vaziyetleri bildiği takdirde sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır koşullarda yapmasını gerektirecek bütün hususları sigortacıya bildirmek zorundadır. Sigorta ettirene sorulduğu halde susmuş veya eksik yahut gerçeğe aykırı beyanda bulunmuş ise, gerçeği bilmeyen sigortacı sözleşmeden cayabilir. Cayma hakkı gerçeğin öğrenildiği tarihten itibaren 1 ay içinde kullanılmalıdır. Süresi içinde cayma hakkını kullanmazsa bu hakkı düşecektir.
Yasanın bu özel hükmüne göre akit öncesi doğru ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin tek yaptırımın cayma hakkının kullanılması olarak öngörülmüş olup, eğer sigorta ettirenin kötüniyetli olduğu kanıtlanırsa sigorta şirketinin primi de hak kazanacağı sonuca bağlanmıştır.
Somut olayda sigorta sözleşmesi sırasında davalı sigortacının Bilgilendirme Yönetmeliği uyarınca sorumluluğunu yerine getirmediği saptandığı gibi rizikonun gerçekleşmesinden önce TTK’nun 1290 maddelesine uygun olarak cayma hakkını kullanmadığıda sabittir.
Sigorta sözleşmesinde sigortalı aracın kiralık olarak kullandırılması teminat dışında tutulmadığına göre, rizikonun gerçekleşmesi durumunda sigortacı, tazminatın tamamını ödemekle yükümlüdür. Yasada düzenlenmemiş bir hususa dayanılarak sigortalı aleyhine yorum yoluyla tazminatın prim oranı esas alınarak indirilmesi mümkün değildir. Sigorta şirketi ancak varsa prim farkını sigorta ettirenden isteyebilir.
O halde mahkemece verilen karar sonucu itibariyle doğru olduğundan, onanması gerekirken bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.