Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/12097 E. 2013/15254 K. 07.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12097
KARAR NO : 2013/15254
KARAR TARİHİ : 07.11.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline ait olup davalı tarafından kasko ve ihtiyari mali mesuliyet sigortası ile sigortalı aracın 23.02.2005 tarihinde çift taraflı trafik kazasında hasarlandığını, ancak müvekkilinin aracın onarımı için harcadığı 3.900,00 TL’nin ve kazaya karışan diğer araç sahibine ödediği (trafik sigortası limiti üzerinde kalan) 2.740,00 TL hasar bedelinin davalı tarafından karşılanmadığını ileri sürerek, toplam 6.640 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait aracın 23.02.2005 tarihinde hasarlanmadığını, aracın 29.11.2004 ve 04.01.2005 tarihlerinde trafik kazalarına karıştığını ve farklı sigorta şirketlerinden hasar tazminatı aldığını, davacının aynı hasarı farklı kaza gibi göstermeye çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 24.12.2004 tarihinde pert halde iken satın almış olduğu aracın karışmış olduğu 26.11.2004 ve 04.01.2005 tarihlerindeki hasarlarının onarıldığına ilişkin fatura, resim vs. bulunmadığı, aracın önceki tarihlerde karıştığı kazalar ile dava konusu 23.02.2005 tarihinde karıştığı iddia edilen hasarların aynı nitelikte olup, tarihleri de birbirine çok yakın bulunduğundan dava konusu şirketinin üzerine düşen ispat yükünü yerine getirdiği, ispat yükü üzerine geçen davacının aksi yönde delili bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kasko ve ihtiyari mali mesuliyet sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyi niyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan “teminat dışında kalan zararlardan” olması gerekmektedir.
Keza, Kasko Sigortası Genel Şartları B.1.5 maddesine göre, sigortalı, sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşmesi nedenlerini ayrıntılı şekilde belirlemeye, zarar miktarı ile delilleri saptamaya ve rücu hakkının kullanılmasına yararlı bilgi ve belgelerin gecikmeksizin sigortacıya vermekle yükümlüdür.
Görüldüğü gibi, ihbar yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda, müeyyidesi genel şartlarda düzenlenmediği gibi, bu husus rizikonun teminat dışında kaldı-
ğı haller arasında da sayılmamıştır. Bu halde, konunun TTK.nun 1290 ve 1292/son madde hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Buna göre, sigorta ettiren kimse kasten ihbarda bulunmamış ise, sigorta haklarını zayi edeceği, kusurunun bulunması halinde ağırlığına göre sigortacının ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde, sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki, teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği sigortacı tarafından somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Somut olayda, davacı aracının daha önceki hasarlardan sonra trafiğin işlek olduğu yerlerde aracın trafikte olduğunu gösteren 28.12.2004, 10.01.2005 ve 02.02.2005 tarihlerde trafik (park yasağı cezası da olsa) cezaları ve tüm hasarlarlarla ilgili aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli resmi belge niteliğindeki trafik kazası tespit tutanakları bulunması karşısında mahkemece, davalı … şirketinin davacının doğru ihbar yükümlülüğüne aykırı davrandığını ispat ettiği ve ispat yükünün sigortalı davacıya geçtiği yönündeki tespiti doğru bulunmamıştır. İspat yükü sigortacı davalıdadır.
Bu halde mahkemece, 28.12.2004, 10.01.2005 ve 02.02.2005 tarihli trafik cezalarına ilişkin tutanaklarda imzası bulunan trafik polis memurları tanık olarak dinlenerek aracın hasarlı olup olmadığı, hasarlarının giderilmiş vaziyette mi olduğunun sorulması ve gerekirse 23.02.2005 tarihli kaza tespit tutanağındaki zabıt mümzileri de dinlenerek aracın kazadan önce hasarlı olup olmadığı, bu kazada tespit edilen hasarın yeni olup olmadığı ve kaza ile ilgili görgülerinin sorulması, daha sonra makine mühendislerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden araç üzerinde inceleme yapılması suretiyle, dosyada bulunan daha önceki hasarlara ilişkin fotoğraflar, tutanaklar, eksper raporları, son kazaya karışan karşı araç sahibinin açtığı dava ve ilgili tüm belgelerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle 26.11.2004 ve 04.01.2005 tarihlerindeki kazalar sonucu meydana gelen hasarların (onarım faturası ve onarıldığını gösteren fotoğraflar bulunmasa dahi) dava konusu 23.02.2005 tarihli kazadan önce onarılıp onarılmadığı, 23.05.2005 tarihli kazanın
bu hasarlar giderildikten sonra mı gerçekleştiği, önceki kazalar ile son kazadaki hasarların birbirine uyumlu olup olmadığı, dava konusu hasarın ihbar edildiği şekilde mi gerçekleştiği ve tazminat miktarı hususlarında ayrıntılı rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayanılarak karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 7.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.