YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12608
KARAR NO : 2013/11702
KARAR TARİHİ : 09.09.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortası ile sigortalı bulunan aracın karıştığı trafik kazasında …’ın vefat ettiğini, müvekkil şirket tarafından alınan aktüerya raporu ile 67.677 TL tazminat tutarının tesbit edildiğini, tazminatın ödenmesi için mütevefanın mirasçılarına ihtar çekildiğini ancak herhangi bir tevdi mahalli bildirilmemiş olması nedeni ile alacaklının temerrüdü koşulları oluştuğunu bildirerek tevdi yerinin belirlenmesini talep etmiştir.
Mahkemece, ihtilafın yargı önünde olduğu, davacının kendi aldığı bilirkişi raporu ile alacağın kesinleşmesinin mümkün olmadığı, dava sonucunda alacağın miktarının değişmesinin söz konusu olacağı belirtilerek talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortası ile sigortalı bulunan aracın karıştığı trafik kazasında …’ın vefat ettiğini, müvekkil şirket tarafından alınan aktüerya raporu ile 67.677 TL tazminat tutarının tesbit edildiğini, tazminatın ödenmesi için mütevefanın mirasçılarına ihtar çekildiğini ancak herhangi bir tevdi mahalli bildirilmemiş olması nedeni ile alacaklının temerrüdü koşulları oluştuğunu bildirerek tevdi yerinin belirlenmesini talep etmiştir.
2013/12608
2013/11702
Mahkemece, ihtilafın yargı önünde olduğu, davacının kendi aldığı bilirkişi raporu ile alacağın kesinleşmesinin mümkün olmadığı, dava sonucunda alacağın miktarının değişmesinin söz konusu olacağı belirtilerek talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Çekişmesiz Yargı İşleri” kenar başlıklı 382. maddesinin (3 ve 4) numaralı fıkrasında ” Tevdi mahalli belirlenmesi veya tevdi edilemeyecek eşyanın satılması ve alacaklısı ihtilaflı olan borcun mahkemeye tevdi. ” çekişmesiz yargı türleri olarak sayılmıştır.
HMK’nin “KARARLARA KARŞI BAŞVURU YOLLARI” başlıklı 387. Mddesinde; Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlara karşı hukuki yararı bulunan ilgililer, özel kanuni düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde, bu Kanun hükümleri dairesinde istinaf yoluna başvurabilirler. Hükmü yer almaktadır.
HMK’nin “Kanun Yolları” başlıklı sekizinci kısmının birinci bölümünde “istinaf” kanun yolu düzenlenmiş ve 341. maddesinin (1) numaralı fıkrasında “İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir” hükmünü içermektedir.
HMK’nin geçici 3. maddesinde, “(1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
(2)Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
(3)Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
2013/12608
2013/11702
Görüldüğü gibi geçici 3.maddeyle, 5235 sayılı Kanun’un geçici 2.maddesi gereğince Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar istinafa ilişkin hükümler ve dolayısıyla 341. madde de henüz yürürlüğe girmemiştir.
Burada çözümü gereken sorun, HMK’nin 382. maddesindeki tevdi mahalline dair verilen ara kararı ve buna itiraz sonucu verilen karara karşı getirilen kanun yolunun, temyiz kanun yolu olarak anlaşılıp anlaşılmayacağıdır.
HMK’nin geçici 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasında istinaf mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar “1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı” vurgulandıktan sonra, (2) numaralı fıkrada “Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur” denilerek HUMK’nın uygulanmasına devam edilecek hükümlerine açıklık getirilmiştir.
HUMK’nın uygulanmaya devam edilecek hükümleri, 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. maddelerdir. Buna göre, HUMK’nın 5236 sayılı Kanunla istinafa başvurma imkânı getiren 426/A ve devamı maddeleri, “1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki” ibaresi ile açıkça kapsam dışı bırakılmıştır. Burada uygulanacağı söylenen HUMK’nın anılan 427 ilâ 454. maddeleri, temyiz incelemesinin usulü ve temyize tâbi kararların kapsamını belirlemektedir. Başka bir ifadeyle, yollama yapılan HUMK’de tevdi mahallinin tespitine ilişkin kararlarına yönelik temyiz yolu öngörülmemiştir.
Ayrıca Geçici 3. maddenin (3) numaralı fıkrasında yer alan “Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü gereğince tevdi mahallinin tesbiti kararına karşı kanun yolunu temyiz yolu olarak kabul etmekte her iki kanun yolunun mahiyetleri ve yaptıkları denetimin farklılığı nedeniyle mümkün değildir. İstinaf kanun yolunda, “yerindelik” ve “hukukilik” denetimi yapılırken; temyiz kanun yolunda ise sadece “hukukilik” denetimi yapılmaktadır. İstinafta yeniden inceleme yapıldığından, ilk derece mahkemesi kararı kaldırıla-
2013/12608
2013/11702
rak yeniden bir karar verilebilir; temyizde ise, hukukî denetim yapıldığından yeni bir karar verilmeyip, alt derece mahkemesinin kararı bozulur veya onanır. Bu bakımdan tevdi mahallinin tesbitinin reddine dair ara kararına yapılan kanun yolu incelemesinde istinaf mahkemesi, başvuruyu yerinde görürse, sadece kanun yolu başvurusunun kabulüne karar vermeyecek, işin esası hakkında da karar verecektir. Oysa temyiz yolunda, başvuru yerinde ise yalnızca kararın bozulmasına karar verilebilecektir.
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin tevdi mahallinin tesbitine ilişkin ilk derece mahkemesinin kararına yönelik temyiz başvurusunun, söz konusu karara temyiz başvuru imkânı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 9.9.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.