Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/12810 E. 2014/16821 K. 25.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12810
KARAR NO : 2014/16821
KARAR TARİHİ : 25.11.2014

MAHKEMESİ : İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 03/06/2013
NUMARASI : 2011/486-2013/276

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı S.. Ü.. tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı S.. Ü.., davalı borçlu M.. I..’nın alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla N.. adlı teknesini 2.5.2008 tarihinde yeğeni davalı G.. K..’ya, onun da 10.8.2009 tarihinde borçlunun arkadaşının eşi davalı M.. T..’e sattığını, davalı Gülten ve Meriç’in ev hanımı olduğunu, dava konusu teknenin halen borçlu ve oğlu tarafından kullanıldığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı borçlu M.. I.. vekili, aciz belgesi sunulmadığını, teknenin borç ödemesi için rayiç bedelle satıldığını, davalı Meriç’in tersane sahibi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı G.. K.. ve M.. T.. savunma yapmamıştır.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre,yapılan satış işleminin resmi bir satış olduğu, aksini ispatlar nitelikte delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı S.. Ü.. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması,borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde
bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekir.
Mahkemece; yapılan satış işleminin resmi bir satış olduğu, aksini ispatlar nitelikte delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda davacının alacağının 2009/3647 sayılı takip dosyası yönünden 20.2.2009, 2009/4700 takip sayılı dosyası yönünden 19.4.2009 keşide tarihli çeklere dayalıdır. 2009/3648 sayılı takip dosyası yönünden mahkemece inceleme yapılmadığı ve anılan takip dosyası dosya içinde yer almadığından o dosyadaki borcun neye dayalı olduğu ve hangi tarihte doğduğu tespit edilememiştir. Mahkemece öncelikle İzmir 8.İcra 2009/3648 sayılı takip dosyası istenerek borcun doğduğu tarihin tespiti gereklidir. İncelenen takip dosyalarındaki borç, iptali istenen 2.5.2008 tarihli tasarruftan sonra 20.2.2009 ve 19.4.2009 keşide tarihli çeklere dayalı ise de davacı, dava dilekçesinde takip konusu borçların iptali istenen tasarruflardan önce davalıya verdiği borçla ilgili olduğunu belirttiğinden öncelikle davacıya takip konusu çeklere ilişkin temel borç ilişkisinin doğduğu tarihe ilişkin delilleri sorularak bildireceği delillerin toplanması, takip konusu borcun, iptali istenen tasarruftan sonra doğduğu belirlendiği takdirde davanın önkoşul yokluğundan reddine, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına maktu vekalet ücreti takdirine; aksi takdirde yani takip konusu borcun iptali istenen tasarruflardan önce doğduğunun (çeklerin vadeli verilmesi halinde)belirlenmesi halinde ise dava konusu tasarrufların yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince İİK 277, 278, 279, 280, 283/2. maddeler gereğince iptale tabi olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı S.. Ü..’un temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına 25.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.