YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12833
KARAR NO : 2014/17586
KARAR TARİHİ : 02.12.2014
MAHKEMESİ : Ereğli(Konya) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 08/02/2013
NUMARASI : 2010/571-2013/101
Taraflar arasındaki muvazaa nedeniyle iptal davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili,davalı borçlu D.. K..’in aleyhine hükmedilen alacağın tahsilini imkansız hale getirmek amacıyla adına kayıtlı on adet taşınmazı 7.4.2005 tarihinde eşi davalı Z.. K..’e sattığını belirterek davalılar arasındaki muvazaa satış işleminin iptali ile alacak miktarıyla sınırlı olarak taşınmazların borçlu adına tesciline karar verilmesin talep etmiştir.
Davalılar vekili,tasarrufun borçtan önce yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre,dava konusu taşınmazların tapudaki satış bedeli ile bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değerleri arasında misli fark olmasına rağmen bunun tek başına muvazaa için yeterli olmadığı, davacı tarafından dava konusu alacağına ilişkin davanın 7.4.2005 tarihli tasarruftan sonra 28.4.2006 tarihinde açıldığı, borçlunun dava konusu taşınmazları dava dışı başka bir alacaklıya olan borçları nedeniyle sattığı, satış ile muvazaa arasındaki illiyet bağının sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava TBK’nun 19. maddesi uyarınca muvazaalı işlem yapıldığı iddiasına dayalı tapu kaydının iptali ile borçlu adına tescili istemine ilişkindir.
Muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3.kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. 3.kişinin
danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK 283/1 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir.
Somut olayda Mahkemece davanın yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Davacının takip konusu alacağı davacı ile davalı borçlu arasındaki 2003-2004 yılı arasındaki ortaklık ilişkisinden doğan 1.10.2004 tarihli sigorta alacağı ile 2004 yılı saman bedelinden doğduğundan borcun doğum tarihinin ilam alacağına ilişkin davanın açılış tarihi olarak kabulü isabetli görülmemiştir. Dosya kapsamından davacının ilam alacağının kesinleştiği, davalı borçlunun borcun doğumundan sonra dava konusu on adet taşınmazı rayiç değerin (53.924,75 TL) çok altında (üzerindeki hacizle birlikte 6.387 TL )bir bedelle borçlunun durumunu bilen eşi davalı Z.. K..’e sattığı, dolayısıyla davalılar arasındaki satış işleminin davacı alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik ve muvazaalı olduğu anlaşıldığından tapu iptali ve tescil kararı verilmeksizin İİK 283/1 madde kıyasen uygulanarak davanın kabulü ile davacının alacak ve feriyle ile sınırlı olarak dava konusu taşınmazlarda davacıya haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 2.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.