YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13335
KARAR NO : 2013/13608
KARAR TARİHİ : 09.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili idareye ait ambulansın 26.08.2010 tarihinde tek taraflı kaza yaparak pert olduğunu, aracın kasko sigortacısı davalının zararı tazmin etmediğini ileri sürerek, şimdilik 27.900,00 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kazanın sigortalı araç sürücünün alkol etkisi altında araç kullanırken meydana geldiğini, bu nedenle hasarın teminat dışı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, 27.900,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının aracın pert edilmesi gerektiği bilgisi nedeniyle talep ettiği kasko bedeli 27.500 TL’nin uygun olduğu kanaati bildirilmiştir. Hükme esas alınan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir.
Mahkemece sigortalı araçta oluşan gerçek zararın belirlenmesi için aracın hasar dosyası getirtilerek, kaza tespit tutanağı, ekspertiz raporu vs. belgeler ile aracın markası, modeli, yaşı ve hasarın boyutu gibi hususlar birlikte irdelenmek suretiyle, davaya konu kaza nedeniyle aracın tamirinin mi pertinin mi uygun olduğu, tamirinin uygun bulunması halinde tamir masraflarının, pertinin uygun olması halinde olay tarihindeki 2. el piyasa rayiç bedeli ile kazadan sonraki sovtaj (hurda) değerinin ve buna göre araçta meydana gelen gerçek zarar miktarının belirlenmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık bir rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2) HUMK.nun 275. (HMK’nun 266. maddesi) ve devamı maddeleri gereğince çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir, hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, davacıya ait araç sürücüsünde tespit edilen alkol oranının kazada münhasıran etkili olup olmadığının tespiti konusunda bu hususta uzman olmayan makine mühendisi bilirkişiden rapor alınması doğru olmamıştır.
Dosya içerisindeki kaza tespit tutanağında kaza saatinin 14.45 olduğu belirtilmiş, sürücünün saat 15.55 itibarıyla kanında 0,02 promil alkole rastlanmıştır. Sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında oluşup oluşmadığının saptanması gerekir.
Bu durumda mahkemece nöroloji uzmanı ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın oluş şekli, yol ve hava durumu ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilip, sürücünün kaza anındaki alkol durumu tespit edilerek, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da etkili olup olmadığının tespiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak verilen hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 09.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.