Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/13661 E. 2013/14586 K. 30.10.2013 T.
Yayınlanma Tarihi: 11.02.2024 23:06
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13661
KARAR NO : 2013/14586
KARAR TARİHİ : 30.10.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili müvekkiline zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı davalının maliki olduğu aracın dava dışı üçüncü kişiye ait güvenlik kulübesine çarpması sonucu oluşan hasar bedelinin ödendiğini belirtip kaza sırasında sigortalı araç sürücüsünün ağır kusurlu olması nedeniyle üçüncü kişiye ödenen hasar bedelinin davalıdan rücuan tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptaliyle takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı hasara ve faize itiraz ederek davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulü ile İstanbul 21. İcra Müdürlüğü’nün 2010/42078 sayılı takip dosyasında 6.648,00 TL asıl alacak ve 96,71 TL işlemiş faiz üzerinden takibin devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, zorunlu mali mesuliyet sigortası sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4.a maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, sigortacının sigortalısına rücu edebileceği hüküm altına alınmıştır. Daire’nin yerleşmiş uygulamalarına göre; Genel Şartların bu maddesinde “tam kusur” dan değil, “kasıt” veya “ağır kusur”'dan söz edilmekte olup, ağır kusur kavramının kasta yakın bir kusurun varlığını ifade ettiği kabul edilmektedir.
Somut olayda, sigortalı araç sürücüsünün, cadde üzerinde seyri sırasında direksiyon hakimiyetini kaybedip hatalı şekilde manevra yaparak yol kenarında bina girişinde bulunan güvenlik kulübesine çarpması sonucu dava konusu kaza meydana gelmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu belirtilmişse de yukarıda açıklandığı üzere olayda sigortalı araç sürücüsünün ihlali, bir kasıt ve ağır kusur olarak nitelendirilemez.
Bu durumda mahkemece, davacı ... şirketinin, sürücünün kasta dayanmayan tam kusuru sebebiyle verdiği zarardan dolayı üçüncü kişiye ödediği tazminat bakımından rücu hakkının bulunmadığı gözetilerek, davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ...’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'e geri verilmesine 30.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.