YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13677
KARAR NO : 2013/14600
KARAR TARİHİ : 30.10.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tahkim davası hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından verilen 29.04.2013 gün, 2012/2175-40 Esas, 2013/793 Karar sayılı kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkiline ait olup davalı tarafından işyeri paket sigorta poliçesiyle sigortalı işyerinde 04.10.2012 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle müvekkilinin zararı olduğunu ileri sürerek, 106.694,36 TL zararın hasar tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, poliçenin ön yüzündeki özel şarta göre sigortalı mahalde güvenlik şirketin veya emniyete veya şirket/konut sahiplerinin telefonlarına bağlı alarm bulunması halinde rizikonun hüküm ifade edeceğinin belirtildiğini, alarm bulunmadığından hasarın teminat kapsamında olmadığını savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonunca, hırsızlık olayı ile poliçede kararlaştırılan koruma önlemlerine uyulmaması arasında uygun nedensellik bağı bulunduğundan, rizikonun teminat kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hakem heyet kararının ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna 30.10.2013 gününde üye … ve üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Somut uyuşmazlıkda; davacının sigorta ettireni davalının da işyeri paket sigortacısı olduğu, 7.3.2012-7.3.2013 tarihleri arasında geçerli 9.3.2012 tanzim tarihli poliçeye konu davacı işyeri deposunda 4.10.2012 tarihinde gerçekleşen hırsızlık sonucu çalınan mal bedelinin davalı … şirketince ödenmemesi üzerine, poliçenin düzenlenmesi aşamasında bilgilendirme formunun düzenlenmemesi hiçbir bildirim ve uyarı yapılmaması nedeniyle poliçe özel şartlarında yer alan “işbu poliçede hırsızlık rizikosunun sigortalı mahalde güvenlik şirketine veya emniyete veya şirket sahiplerinin telefonlarına bağlı alarm bulunması halinde hüküm ifade edeceği, hırsızlık rizikosu sigortalı mahallin tüm pencere, kapı ve vitrinlerinde kepenk ve veya demir parmaklık bulunması halinde hüküm ifade edeceği”ne ilişkin hükmü geçersiz bulunduğundan çalınan mal bedeli 106.694,36 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesi istemi ile davacı tarafından Uyuşmazlık Hakem Heyetinde dava açılmış,
Davalı davanın reddini savunmuş,
Uyuşmazlık hakem heyetince yapılan yargılama sonucunda “davacının poliçede kararlaştırılan koruma önlemlerine uymadığı, poliçe özel şartını bildiği, hasarın teminat dışında kaldığı” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş,
Kararın davacı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı onanmıştır.
Sayın çoğunluğun onama gerekçesine katılamıyoruz.
Uyuşmazlık taraflar arasında düzenlenen işyeri paket sigorta poliçesinde yer alan özel şartların davalıyı ilzam edip etmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK 1423/2.maddesi “aydınlatma açıklamasının verilmemesi halinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına 14 gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispatı sigortacıya aittir” hükmünü içermekte olup 6103 sayılı yasanın 39.maddesi gereğince eldeki davada mülga 6762 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekir.
Gerek 6762 sayılı yasada, gerekse borçlar kanununda sigortacının bilgi verme ve karşı tarafı aydınlatma yükümlülüğüne ilişkin özel bir düzenleme yer almadığından, uyuşmazlık 5684 sayılı yasanın 11/3.maddesine dayanılarak çıkarılan sigorta sözleşmelerinde bilgilendirmeye ilişkin yönetmelik hükümlerine göre çözümlenmelidir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 11/3 maddesinde “sigorta şirketleri ve sigorta acenteleri tarafından gerek sözleşmenin kurulması gerekse sözleşmenin devamı sırasında sigorta ettiren, lehtar ve sigortalıya yapılacak bilgilendirmeye ilişkin hususların yönetmelikte düzenleneceği” öngörülmüş,
Anılan yasa hükmüne dayanılarak hazine müşteşarlığınca çıkarılan ve 28.10.2007 günlü resmi gazetede yayınlanan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin 5.maddesinde “Sigortacının bilgilendirme yükümlülüğünün sigortacı tarafından sigorta ettirene ve sigorta sözleşmesine taraf olmak isteyen kişilere karşı sözlü ve yazılı şekilde yerine getirileceği, bilgilendirmenin yazılı yapılmasının esas olduğu, sigortacının asgari bilgilendirmenin yapıldığını ispatla yükümlü bulunduğu, bilgilendirme yükümlülüğünün sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce başlayacağı ve sözleşmenin geçerli olduğu süre içinde de devam edeceği, sigortacının dürüstlük ilkeleri çerçevesinde davranmak, sigorta ettireni yanıltıcı her türlü hal ve davranıştan kaçınmak zorunda bulunduğu”,
Yönetmeliğin 7.maddesinde “bilgilendirme yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemiş, bilgilendirme formu gereği gibi teslim edilmemiş veya bilgiler gerçeğe aykırı düzenlenmiş ise bu hallerden her hangi birinin sigorta ettirenin kararına etkili olmuş ise sigorta ettirenin sigorta ssözleşmesini feshedebileceği ve uğradığı zararının tazminini de talep edebileceği”,
Yönetmeliğin 8.maddesinde “bilgilendirme formu içeriğinden akdedilecek sözleşmeye ilişkin genel uyarılar, sözleşme ile verilen teminatlar, sözleşmeye eklenebilecek özel hükümler…vs. bulunacağı”
Yönetmeliğin 9.maddesinde “bilgilendirme formunun en az iki nüsha düzenlenerek sigortacı tarafından kaşelenip imzalandıktan sonra bir nüshasının sözleşmeye taraf olmak isteyen kişiye imza karşılığı verileceği, imzanın sigorta ettirenin sigorta sözleşmesi ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğu hususunda aksi ispat edilebilir karine teşkil edeceği” öngörülmüştür.
Somut uyuşmazlığa dönüldüğünde;
Davacı, yönetmelik hükümlerine göre bilgilendirilmediğini, rizikonun gerçekleşmesi ile zararının tazminini davalıdan talep ettiğinde poliçe hükmünün ileri sürüldüğünü bildirerek davalının yönetmelik hükümlerine aykırı davranması nedeniyle poliçe özel şartının geçersiz olduğunu iddia etmekte,
Davalı ise poliçenin davacıya teslim edildiğini, davacının iyi niyetli olmadığını poliçe özel şartının geçerli olduğunu savunmaktadır.
Tarafların ve uyuşmazlık hakem heyetininde kabulünde olduğu üzere davalı sigortacı tarafından yönetmelik hükümlerine uygun şekilde bilgilendirme formu vs düzenlenmemiştir.
Sigortacının sözleşme kurulmadan önce aydınlatma yükümlülüğünü hiçbir şekilde yerine getirmemesi durumunda, başka bir özel düzenleme bulunmadığı için 6098 sayılı TBK’nun 112.maddesi gereğince kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe sigortalının bundan doğan zararlarını sigortacı tazmin ile yükümlüdür.
Aydınlatma yükümlülüğünün ihlali halinde sigortalının sahip olduğu haklar ise tazminat ve sözleşmeyi feshi hakkı olup somut uyuşmazlıkta davacı seçimlik haklardan tazminatı talep etmektedir.
Bu noktada önem taşıyan husus poliçenin 9.3.2012 tarihinde tanzimine rağmen rizikonun gerçekleştiği 4.10.2012 tarihine kadar herhangi bir itirazda bulunmayan, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle poliçenin geçersizliğini ileri sürmeyen davacının, rizikodan sonra böyle bir talepte bulunmasının hukuken himaye edilip edilemeyeceğidir.
Diğer bir deyişle sigortalının feshi veya tazminat hakkını hangi sürede kullanması gerektiğidir.
Sigortacının aydınlatma yükümlülüğünü ihlal etmesi sebebiyle feshi hakkı ile ilgili herhangi bir süre sınırlaması getirilmemekle birlikte sigortalının fesih hakkını münasip bir sürede kullanması hakkaniyete uygundur.
Münasip süreninde her somut olayda kendi şartları içerisinde belirlenmesi gerekmektedir.
Aydınlatma yükümlülüğünün ihlali sebebiyle sigorta himayesinden yararlanamayan sigortalının, rizikonun gerçekleşmesinden sonrada feshi hakkını kullanması mümkündür. (Sigortacının Sözleşme Öncesi Aydınlatma Yükümlülüğü-Yrd.Doç.Dr.Mehmet Özdamar.Sh.361-362)
Somut olayda davacının işyeri deposunda 4.10.2012 tarihinde gerçekleşen hırsızlık üzerine davacı aynı gün zabıtaya şikayetçi olmuş, ertesi gün davalı … şirketine ihbarda bulunmuş aynı gün ekspertiz incelemesi talep etmiştir.
Yönetmelik ve 6103 sayılı yasanın 39.maddesi delaletiyle uygulanması gereken 6102 sayılı TCK’nun 1423 vd maddelerinde öngörülen sigortalıyı koruyucu hükümlerde birlikte değerlendirildiğinde davacının tazminat-fesih hakkını münasip sürede kullandığının kabulü hakkaniyet gereğidir.
Açıklanan nedenlerle, davacının aydınlatma yükümlülüğüne aykırı davranışı nedeniyle poliçedeki, işyerinde koruma önlemleri alınmasına ilişkin özel şart geçerli olmadığından davanın esasına girilerek taraf delilleri toplandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere uyuşmazlık hakem heyeti kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.