YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15277
KARAR NO : 2013/14282
KARAR TARİHİ : 24.10.2013
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davada Bakırköy Asliye 10. Hukuk ve Bakırköy Tüketici Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, davacı arsa sahibi ile davalı yüklenici şirket arasında yapılan düzenleme şeklinde kat karşılığı satış vaadi ve inşaat sözleşmesinin feshi, davacı …’in almış olduğu taşınmaz üzerindeki şerhin kaldırılması ve tazminat istemine ilişkindir.
Asliye Hukuk Mahkemesince, dava konusu uyuşmazlığın Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamına girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Tüketici Mahkemesi ise, davacıların arsa sahibi olduklarını, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3. maddesinde belirtilen tüketici kavramı içinde değerlendirilmeyeceğini ve inşaat sözleşmesinin feshine ilişkin talepler yönünden de Tüketici Mahkemesinin görevli olmadığı gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur.
4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 2. maddesinde “Bu kanunun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiş, yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici; mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder. 3/d bendinde ise hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyet olarak tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
Borçlar Yasasının 355. maddesinde, istisna akdi bir tarafın iş sahibi, diğer tarafın yüklenici konumunda olduğu ve bedel karşılığında bir şeyin imalinin yapılmasının sağlandığı sözleşme olarak tanımlanmıştır.
Hizmet sözleşmesi ve eser sözleşmesi birbirine çok yakın kavramlar olup; hizmette, ücret-bağımlılık ve devamlılık, eser sözleşmesinde ise, bir şeyin ücret karşılığı imali söz konusu olmaktadır.
Davacı …’ın davalı yüklenici ile inşaat yapım sözleşmesi konusunda anlaştıkları ve davalının sözleşme uyarınca davacıya düşen daireleri süresinde teslim etmemesi ve davacı …’in almış olduğu taşınmaz üzerindeki şerhin kaldırılmamış olması nedeniyle sözleşmenin feshi, taşınmaz üzerindeki şerhin kaldırılması ve geç teslim nedeniyle tazminat istendiği somut olayda, hizmetten ziyade eser sözleşmesinin mevcut olduğu ve eser sözleşmesinin de genel hükümler ve Borçlar Yasasının 355. maddesinde düzenlendiği anlaşıldığından, 4077 Sayılı Kanunun 3/d maddesinde düzenlenen hizmet kavramı kapsamında bulunmayan ve davacıların arsa sahibi olup, tüketici veya profesyonel satıcı konumunda bulunmadığı somut olayda uyuşmazlığın genel mahkemelerde görülerek çözümlenmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK 21, 22 ve 23. (HUMK.’nun 25. ve 26.) maddeleri gereğince Bakırköy Asliye 10. Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 24.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.