YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16339
KARAR NO : 2013/16089
KARAR TARİHİ : 20.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalının sigortalı bir kısım araç için ödediği tazminat nedeniyle müvekkili ile birlikte toplam 35 kişi aleyhine Şanlıurfa 1. İcra Müdürlüğü’nün 2010/3024 esas sayılı dosyasında icra takibi yaptığını, davacının sigortalı araçların hasarlanması ile ilgisinin bulunmadığını belirterek, adı geçen icra dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespit edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davalı şirkete sigortalı araçlara zarar verilmesi eylemine davacının katılmadığı, zarar ile davacı arasında illiyet bağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının icra dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, alacağın %40’ı üzerinden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının zararlandırıcı eyleme iştirak ettiğinin ispat edilememiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-İİK.’nun 67/2. maddesi uyarınca alacaklı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanısıra kötüniyetli olması da şarttır. Bir başka deyişle kötüniyetli olmayan veya kötüniyetli olduğu ispat edilemeyen alacaklı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilemez. Somut olayda, jandarma tarafından düzenlenen tutanakta davacının da aralarında bulunduğu birçok kişinin olaylara karıştığı gerekçesiyle gözlem altına alındığı belirtilmiştir. Bu durumda, davalının, davacı aleyhinde icra takibi başlatmasında kötüniyetli olduğu kabul edilemeyeceğinden davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru değil bozma nedeni ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK.’nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK.’nun 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının 1. bendinin 2. satırında yer alan “İİK.nun 72/5. maddesi gereğince takip konusu alacağın %40’ı oranındaki tazminatın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,” cümlesinin hükümden çıkarılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 20.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.