YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18132
KARAR NO : 2013/17327
KARAR TARİHİ : 09.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya bağlı … Devlet Hastanesinde hemşire olarak çalışmakta iken hastaya refakat için bulunduğu ambülansın tek taraflı olarak karıştığı trafik kazasında yaralanarak maluliyete uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.000,00 TL. maddi tazminatın faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın yargı yolu bakımından reddi yönünde verilen hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, hüküm Yargıtay Yüksek 13.Hukuk Dairesinin 06.7.2011 tarihli ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir
Bozmadan sonraki yargılama sırasında, davacı tarafından aynı sebebe dayalı olarak 04.1.2013 tarihinde davalı aleyhine 273.231,99 TL. maddi tazminat ile 200.000,00 TL. manevi tazminatın tahsili için … 23.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/5 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan tazminat davasına ilişkin dosyanın bu dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili, 25.4.2013 tarihli ıslah dilekçesiyle, asıl davadaki maddi tazminat taleplerini 176.036,90 TL. arttırdıklarını (asıl dava yönünden toplam 183.036,90 TL. olarak) bildirmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın asıl davada; 7.000,00 TL. maddi tazminat yönünden, birleştirilen davada ise; 277.717,70 TL. maddi, 150.000,00 TL. manevi tazminat yönünden kısmen kabulüne, hükmedilen tazminatlara olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilen davalar yönünden trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1-) Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, manevi tazminatın takdirinde B.K.nun 47.maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesinde;
a-) Yargıtay Yüksek 13.Hukuk Dairesinin 06.7.2011 tarihli bozma ilamı usule ilişkin olup, buna göre; davacı vekilinin bozmadan sonraki 25.4.2013 tarihli ıslah talebi usule uygun ve geçerli bir ıslah işlemi olduğu gibi, bu ıslahın mahkemenin 2011/459 Esas sayılı dosyası üzerinden (fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 7.000,00 TL.nın tahsili için) açılan asıl davaya ilişkin olduğu ve ıslah ile arttırılan miktar (176.036,90 TL.) ile birlikte asıl dava yönünden toplam maddi tazminat talebinin 183.036,90 TL. olduğu açık olmasına karşın, mahkemece ıslahın birleştirilen dava yönünden yapıldığının kabulü sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması ve bu sebeple, birleştirilen dava yönünden davacı taraf aleyhine fazla vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
b-) Bilirkişi raporu ile belirlenen zarar miktarından dava dışı … tarafından davacıya bağlanan aylığın yalnızca “ilk peşin sermaye değerinin” tenzili gerekirken, işlemiş faizinin (güncelleme yapılarak) tenzil edilmiş olması isabetli değildir.
c-) Kabule göre; ıslah talebinin usulden reddi halinde davalı taraf yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması da usul ve yasaya aykırıdır.
3-) Davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesinde;
Birleştirilen dava yönünden maddi tazminat talebi 273.231,99 olup, yukarıda (2) nolu bentte açıklandığı üzere, mahkemece ıslah talebinin birleştirilen dava yönünden yapıldığının kabulü sonucu bu davada davalı aleyhine yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru değildir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, diğer bentlerde açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 09.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.