Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/19707 E. 2013/18130 K. 23.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/19707
KARAR NO : 2013/18130
KARAR TARİHİ : 23.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalılardan … Petrol Ür. Nak. Taah. San. Tic. A.Ş’nin maliki, … Kredi Sigorta A.Ş.’nin trafik sigortalısı, …’ın sevk ve idaresindeki aracın çarpması sonucu hasarlandığını belirtip fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere hasar bedeli, kazanç kaybı (davalı … Şirketi kazanç kaybından sorumlu olmamak üzere) ve değer kaybı tazminatı olmak üzere 2.400,00 TL‘nin davalılardan tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı …. vekili, sorumluluklarının poliçe limiti ve sigortalılarının kusuru ile sınırlı olduğunu belirtip, sigortalılarının sürücüsünün kusuru bulunmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Petrol Ür. Nak. Taah. San. Tic. A.Ş ve … vekili, İcra Müdürlüğü’nün ve mahkemenin yetkisine ilişkin olarak yetki ve görev itirazında bulunup, kusura itiraz ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davada birden fazla davalı mevcut bulunduğu, tüm davalılar için ortak hususun kazanın …’da meydana gelmesi olgusu olduğu belirtilip, icra dairesinin yetkisine de itiraz edildiği ve icra takibinin … İcra müdürlüğünde yapılması gerektiği ileri sürülerek icra takibinin yetkisiz icra dairesinde yapılmış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminatın tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava konusu uyuşmazlıkta mahkemenin yetkisine itiraz edildiği gibi, icra dairesinin yetkisine de itiraz edilmiş, mahkemece icra takibinin yetkisiz yer icra dairesinde yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İcra İflas Kanunu’nun 50. maddesinde, para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile tatbik olunacağı hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı HMK.’nin genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesininin 1.fıkrasına göre; “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. “7. maddesinde de,” davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir.” denilmektedir. Yine aynı Yasa’nın 16. maddesinde ise, “Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.” hükmü yer almaktadır.
HMK.’da kesin yetki halleri açıkça sayılmış olup, haksız fiile ilişkin davalardaki yetki, kesin yetki olmayıp, bir seçimlik yetkidir. Diğer taraftan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. Maddesinde ise “Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini
yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.” ifadesine yer verilmiştir.
Somut olayda, kaza …’da meydana gelmiş, davalılardan … ve … Petrol Ür. Nak. Taah. San. Tic. A.Ş’nin yerleşim yeri …’da olup icra takibi haksız fiilden zarar gören davacının yerleşim yeri olan ve davalı … şirketinin Ege Bölge Müdürlüğü’nün bulunduğu …’de yapılmış, dava da aynı yerde açılmıştır.
Davacı vekilinin icra takibini haksız fiilden zarar gören davacı müvekkilinin yerleşim yeri olan ve sigortacının bir acenteden daha yetkili organı olan Bölge Müdürlüğünün bulunduğu …’de yaptığı ve davayı aynı yerde açtığı gözetilerek, mahkemece icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine yapılan yetki itirazlarının reddi ile işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de ;
a.Davalılar … ve … Petrol Ür. Nak. Taah. San. Tic. A.Ş vekili icra müdürlüğüne verdiği yetki itirazında yetkili icra müdürlüğünün … İcra Müdürlüğü olduğunu bildirmelerine karşın, mahkemece … İcra Müdürlüğünün yetkili olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
b.Davalı aracın maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısı olan davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığı halde, davalı … AŞ. vekilinin icra dairesinin yetkisine itirazda bulunmadığı gözetilmeden anılan davalı hakkında da yazılı biçimde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 23.12.2013 gününde üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY

Dairenin, 6100 Sayılı Kanunu’nun 16.maddelerinde öngörülen zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin yetkisine ilişkin bozma gerekçesi yerindedir. Ancak; Dairece davalı … şirketinin bölge müdürlüğünün bulunduğu yer itibariyla da mahkemenin yetkili olduğuna ilişkin bozma gerekçesi Anayasanın 142.maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine aykırıdır. Ayrıca HMK ve TTK ile MK’nun tüzel kişiliği düzenleyen hükümlerinde “Bölge Müdürlüğü” kavramına yer verilmediğinden, mahkemelerin yetkisini belirlemede bir kriter olarak kabul edilemez. Daire çoğunluğunun “bölge müdürlüğü” kavramını yetki kriteri olarak kabul eden görüşüne katılmıyorum.