YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2103
KARAR NO : 2013/6147
KARAR TARİHİ : 02.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline kasko sigortalı aracın davalı tarafından işletilen otoparkta, park halinde bulunduğu sırada plakası belirlenemeyen bir başka aracın çarpması sonucu hasarlandığını, 26.812 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalının güvenle saklama saklama ve özen borcuna aykırı davrandığını, davalı hakkında, İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2009/6802 sayılı dosyasında, 26.812 TL hasar bedelinin tazmini için icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, hasarın meydana gelmesinde, müvekkilinin işlettiği sahanın, müvekkilinin ve personelinin hatasının bulunmadığını, takibin haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-) Dava, TTK’nun 1301. maddesine ve halefiyet kurallarına göre itirazın iptali şeklinde açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir. TTK’nun 1301. maddesi hükmüne göre; “sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren kimse yerine geçer.
Sigorta ettiren kimsenin vaki zarardan dolayı 3. kişilere karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder.”
Somut olayda, dava dışı sigortalıya ait aracı 02.04.2008/02.04.2009 vadeli poliçe ile davacı … şirketine kasko sigortalı olup poliçe vadesi içinde 13.09.2008 tarihinde davalı tarafın işlettiği tır parkına sürücüsü tarafından park edilmiş, 17.09.2008 tarihinde, sırası geldiğini öğrenen sürücü aracını almaya geldiğinde, aracın hasarlı olduğunu görmüş ve karakola müracaat etmiştir. Davacı sigortacıya olayın ihbarı üzerine, davacı 26.812 TL hasar bedelini sigortalısına ödeyerek ondan ibraname almıştır. Davacı taraf akabinde vedia sözleşmesine dayanarak davalı aleyhinde İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2009/6802 sayılı dosyasında 26.812 TL’nın rücuen tahsili aracıyla icra takibini yapmış, davalının süresinde itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verilmiş; davacı vekili işbu davayı açarak davalının itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kusur ve sorumlulukları bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, kusur ve hasar durumunun tespiti yönünden bilirkişi raporu alınmış, mahkemece, TTK’nun 1301. maddesinin sigortacıya doğrudan icra takibi yapma yetkisi vermediğini; sigortalının yerine geçerek ödediği miktar nispetinde tazminat davası açma yetkisi verdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TTK’nun 1301. maddesi hükmünde getirilen düzenlemedeki dava açmaktan maksat, hukuki yollara müracaat etmektir. İcra takibi yapılması da hak arama yollarından birisidir.
Kaldı ki icra takibine itiraz edilmesi nedeniyle yine itirazın iptali davası açılmıştır. İlgili madde hükmünde belirtilen “dava hakkı” ibaresinin sıkı sıkıya lafzıyla sınırlı (bağlı) olduğunun düşünülmemesi gerekir.
Bu durumda mahkemece, yargılamaya devam edilerek işin esası hakkında hüküm kurulması gerekirken TTK’nun 1301. maddesi hükmünün yanlış yorumlanması ve değerlendirilmesi suretiyle yazılı olduğu biçimde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı …Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 02.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.