Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/2552 E. 2013/6383 K. 06.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2552
KARAR NO : 2013/6383
KARAR TARİHİ : 06.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalıya trafik sigortalı araçla çarpışması sonucu hasarlandığını belirtip fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere hasar bedeli olan 11.209,42 TL’nin 26.07.2010 ihbar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, kazanın bildirilen tarihten daha önce gerçekleştiğini, hasar ile kazanın oluş şeklinin uyumlu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre kaza ile araçta meydana gelen hasarın uyumlu olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava trafik kazasından meydana gelen maddi tazminat istemine ilişkin olup, davalı sigorta şirketi karşı aracın trafik sigortacısıdır.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesinde, “sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı KTK.na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder. Meydana gelen bir kazada zararın ödenmesi veya azaltılması amacıyla, sigorta ettirenin yapacağı makul ve zorunlu masraflar sigortacı tarafından karşılanır. Bu sigorta işletenin (sigorta ettirenin) haksız taleplere karşı savunmasını da temin eder.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı genel şartların A/3 maddesinde” teminat dışında kalan haller”, B/1 maddesinde “rizikonun gerçekleşmesi halinde
sigorta ettirenin yükümlülükleri”, B/3 maddesinde “sigortacının halefiyeti”, ve B/4 maddesinde ise “zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının işletene rücu hakkı” hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin ZMSS Genel Şartlarının A.3.maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, ZMSS Genel Şartlarına ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; uyuşmazlığın çözümü için öncelikle kazanın ihbar edilen yerde ve şekilde meydana gelip gelmediğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, kaza ile hasarın uyumlu olmadığı kaza ile hasarın uyumlu olmadığı bildirilmiştir. Dinlenen tanıklardan Yasin Karacan olayı bizzat gördüğünü, diğer tanık İsa Karadoğan ise olaydan 1-2 dakika sonra olay yerinde olduğunu bildirmiş, davacıya ait araç ile davalı trafik sigortasının sigortalısı traktörün çarpıştıklarını beyan etmişlerdir. Taraflar arasında düzenlenen kaza tespit tutanağı içeriği de tanık beyanlarına uygun biçimdedir. Yine dosya arasında kaza sonrası araçların birbirine çarptıkları haline, hasarlı durumlarına ve olay yerine ilişkin fotoğraflar bulunmaktadır. Kaza tutanağındaki tarihin davacının yaralanma nedeniyle hastaneye başvurduğu tarihin bir gün sonrası olduğu bildirilmiş, davacı taraflar arasında tutulan kaza tutanağındaki tarihin hataen o şekilde yazıldığını bildirmiştir. Dosyadaki delillere göre taraflar arasında tutulan kaza tespit tutanağındaki düzenlenme tarihinin maddi hata sonucu yanlış yazılabileceği kabul edilmiştir.
Bu durumda mahkemece, tanık beyanlarının, fotoğrafların ve kaza tespitine ilişkin tutanağın aksi ve hasarın teminat dışında kaldığı hususu, davalı sigorta şirketince somut delillerle ispatlanamadığından kazanın belirtilen yer, şekil ve zamanda meydana geldiği,sigorta geçerlilik süresi içinde gerçekleşen rizikonun teminat kapsamında kaldığı kabul edilerek davacıya ait araçta oluşan gerçek zarar yönünden tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 6.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.