Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/287 E. 2013/17326 K. 09.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/287
KARAR NO : 2013/17326
KARAR TARİHİ : 09.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde asıl davacılar vekili, birleştirilen davacılar vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve Trafik (…) Sigortacısı olduğu aracın sebebiyet verdiği trafik kazasında, davacıların kızları Halide, damatları … ve torunları …’ın vefat ettiğini ileri sürerek, ıslahla birlikte toplam 87.586,35 TL. destekten yoksun kalma tazminatı ile her bir davacı için 47.500,00’ER TL. olmak üzere toplam 95.000,00 TL. manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuştur.
Anılan kazada ölen …’ın kardeşleri olan davacılar … vd. tarafından aynı davalılar aleyhine mahkemenin 2008/71 Esas sayılı dosyası üzerinden ıslahla birlikte toplam 42.824,60 TL. destekten yoksun kalma tazminatı ile toplam 147.000,00 TL. manevi tazminatın tahsili talebiyle açılan dava dosyası bu dosya ile birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, asıl davada; davacıların kızları/destekleri Halide için davacı … yönünden 18.866,23 TL., davacı … yönünden 28.826,52 TL. maddi tazminat ile kızları, damatları ve torunlarının ölümü nedeniyle her bir davacı için toplam 19.000,00’ER TL. manevi tazminat bakımından davanın kısmen kabulüne, fazla istemin reddine, birleştirilen davada; davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, birleştirilen davacıların her biri için toplam 4.000,00’ER TL. manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm asıl davacılar vekili, birleştirilen davacılar vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, temyiz eden taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının ayrı ayrı reddi gerekmiştir.
2-) Davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Destekten yoksun kalma tazminatı Borçlar Kanunu’nun 45/II.maddesinde düzenlenmiş olup “Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir.” şeklinde hükme bağlanmıştır.
Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK.’nun 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Hukuk Genel Kurulu’nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 412 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi;BK.nun 45.maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de nafaka hakkındaki hükümlere dayanır, sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.
Somut olayda; davacılar Hava ve … anılan kazada vefat eden …’ın anne ve babası olup, yargılama sırasında yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırması itibariyle, davacı … ev hanımı ise de; eşi olan davacı … emekli öğretmen olduğundan maaş geliri ile mevcut tarım arazisi nedeniyle tarım geliri bulunduğu, aile nüfus kayıtlarına göre başka (yetişkin) iki çocukları daha bulunmasına karşın bakmakla yükümlü oldukları başka kimselerin bulunmadığının belirlendiği görülmektedir.
Buna göre, mahkemece, davacılar ile kazada ölen kızları (müteveffa) arasında, ölüm olayından önce eylemli ve sürekli bir destek ilişkisi olup olmadığı ve desteğin ne şekilde olduğu yönündeki davacı delilleri sorulup, gerektiğinde bu yönden zabıta araştırması yapılması, davacılar ölen kızlarından destek alıyorsa desteğin ne oranda olacağının hakkaniyete uygun olarak mahkemece tartışılıp irdelenmesi, davacıların maddi tazminat yönünden destek zararlarının olduğu sonucuna ulaşıldığı takdirde, gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-) Asıl davada, davacılar vekilinin maddi tazminat yönünden diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacılar tarafından dosyaya ibraz edilen 02.7.2007 tarihli ek ders hak ediş belgesine göre bu ek ders ücretlerinin müteveffanın ölmeden önceki düzenli ve sürekli gelirine dahil edilip edilmeyeceğinin tartışılıp irdelenmesi, duruma göre bilirkişiden ek rapor alınması, ayrıca; davalı … şirketi tarafından davacılara 19.10.2007 tarihinde ödenen 3.000,00 TL. nın hangi tazminat kalemi yönünden yapıl-
dığının araştırılması, bu meblağın dava konusu destek tazminatı yönünden ödenmediğinin belirlenmesi halinde, dava konusu tazminattan mahsup yapılamayacağı hususunun göz önünde bulundurulması gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
4-) Asıl ve birleştirilen davacılar vekillerinin manevi tazminat yönündeki diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
BK.’nın 47. maddesi hükmüne göre (6098 sayılı BK. md. 56), hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Dosya kapsamından, davalı tarafa ait aracın tam kusurlu olarak sebebiyet verdiği trafik kazasında, asıl davacıların kızları Halide, damatları … ile torunları …’ın, birleştirilen davacıların ise, kardeş, gelin ve yeğeninin hayatını kaybettiği anlaşılmaktadır. O halde, davalı yanın olaydaki kusur durumu ile meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davalıların sorumluluğun niteliği de gözönünde tutularak, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşecek şekilde davacılar için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde daha yüksek manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, somut olay ile bağdaşmayan düşük manevi tazminata hükmedilmesi uygun görülmemiştir.
5-) Kabule göre; red edilen manevi tazminat miktarı yönünden davacılar aleyhine AAÜT’nin 10/2. maddesine aykırı olarak fazla vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli olmadığı gibi, dosya kapsamı itibariyle, davacı tarafça dava açılmadan
önce davalı … şirketine müracaat tarihi anlaşılamadığından, buna göre, davalı … şirketinin tazminat talebini red ettiği 08.10.2007 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü kabul edilerek, bu tarihe göre faizle sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, bu yönlerden de hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3), (4) ve (5) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden asıl davacılar, birleştirilen davacılar ve davalı …’a geri verilmesine 09.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.