YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4010
KARAR NO : 2013/8260
KARAR TARİHİ : 03.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … şirketi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu davalıya kasko sigorta sözleşmesi ile sigortalı aracın trafik kazası sonucu hasarlandığını, davalıya yapılan başvuruya rağmen kaza nedeniyle uğradığı zararın ödenmediğini bildirip, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL manevi tazminat ile 9.864,96 TL maddi tazminat olmak üzere toplam 10.864,96 TL tazminatın 19.02.2012 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili yetki itirazında bulunup, değer kaybı, ikame araç gideri, delil tespiti gideri ve manevi tazminat isteminin kasko sigortası teminat kapsamında olmadığını, talep konusu tazminat tutarının fahiş olduğunu ve davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulü ile 9.368,50 TL‘nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsili ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nin 266. maddesinde “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.” hükmüne yer verilmiştir. Davalı riziko tarihinde meydana gelen gerçek zarar miktarından sorumludur. Gerçek zarar miktarının tespiti için uzman bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekir.
Somut olayda gerçek zararın araştırılması yönünde mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmadan tek taraflı olarak yaptırılan delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporu ile faturalara dayanılarak hüküm kurulmuştur. Davalının açıkça itiraz ettiği davacı tarafından tek taraflı olarak yapılan tespit sonucu alınan rapora dayanılarak hüküm kurulmaması gerekir. Eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru değildir.
Bu durumda mahkemece İstanbul Teknik Üniversitesi veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyeti gibi kurum ve kuruluşlardan seçilecek hasar konusunda uzman bilirkişi kurulundan dava dosyası kapsamı, ekspertiz raporu ve fotoğraflar incelenerek aracın yaşı, modeli gibi özelliklerde dikkate alınarak meydana gelen hasar miktarına göre aracın pertinin mi, onarımının mı uygun ve ekonomik olduğu, onarımı uygunsa ayrıntılı şekilde hasar kalemleri ve bedeli, perti uygunsa aracın olay tarihindeki 2.el piyasa rayiç değeri ile sovtaj değerinin tesbiti ve sovtaj değerinin mahsubu ile bakiye zararın ve tazminat miktarının tespiti hususlarında ayrıntılı, açıklamalı, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3. Davacı dava açılmadan önce Van Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/24-25 Değişik İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırdığına ve mahkemece bu tespitte belirlenen zarar miktarının bir bölümünün davalıdan tahsiline karar verildiğine göre, bu tespitten dolayı davada kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde öngörülen vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davacı tarafından ibraz edilen serbest meslek makbuzunda belirtilen vekalet ücretinin müddeabihe katılarak kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
4.Davacı vekili, dava dilekçesinde müvekkiline ait araçta meydana gelen hasar bedeli yanında aracın tamirde olduğu süre içinde müvekkili tarafından araç kiralanmak zorunda kalındığını belirterek 21 günlük ikame araç bedeli 1.604,80 TL’nin de davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, delil tespiti dosyasında aracın 5 günde tamir edileceği de belirtilmiş olmasına rağmen davacı tarafından faturalarda belirtilen 21 günlük araç kiralama bedeli olan 1.604,80 TL’ye hükmedilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen kasko sigorta poliçesinin ikame kiralık araç klozu başlıklı maddesi ile “poliçe süresi içinde binek araç, kasko poliçe teminatına giren hasar neticesi 24 saatten fazla tamirhanede kalması gereken araca, eksper, tamirci arasına sağlanan mutabakatta yedi güne kadar ve yılda en fazla iki kez rent a car ( kiralık araç) hizmete verileceği” belirtilmiştir. Görüldüğü gibi poliçedeki bu teminat bedel olarak değil hizmet olarak verilmiştir. Davacının poliçedeki kloz gereğince davalı tarafa ikame kiralık araçla ilgili başvuruda bulunduğuna dair dosya kapsamında belge ve bilgiye de rastlanmamıştır.
Bu durumca mahkemece şartları bulunmayan ikame araç bedeli talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … şirketine geri verilmesine 3.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.