Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/4047 E. 2013/7517 K. 21.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4047
KARAR NO : 2013/7517
KARAR TARİHİ : 21.05.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline ait olan davalı … şirketine kasko sigortalı aracın, 31/08/2010 tarihinde başka bir aracın tamamen kusurlu olarak çarpması sonucu hasarlandığını, mahkeme kanalıyla yaptırılan tespitte hasar miktarının 38.809,00 TL olarak belirlendiğini ileri sürerek, şimdilik 38.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iyi niyetli ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkiline başvuruda bulunulmadığını, aracın hasara uğradığı hususunun inandırıcı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, sigorta bedeli 73.000 olarak belirlenen ve rayiç bedeli 75.000 TL olan davacıya ait aracın 81.276 TL’ye satılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davanın aracın satış tarihinden sonra açıldığı, kaldı ki ibraz edilen faturaların satış tarihinden sonraki tarihleri taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyi niyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasa’nın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan “teminat dışında kalan zararlardan” olması gerekmektedir.
Keza, Kasko Sigortası Genel Şartları B.1.5. maddesine göre, sigortalı, sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşmesi nedenlerini ayrıntılı şekilde belirlemeye, zarar miktarı ile delilleri saptamaya ve rücu hakkının kullanılmasına yararlı bilgi ve belgelerin gecikmeksizin sigortacıya vermekle yükümlüdür.
Görüldüğü gibi, ihbar yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesinin müeyyidesi genel şartlarda düzenlenmediği gibi, bu husus rizikonun teminat dışında kaldığı haller arasında da sayılmamıştır. Bu halde, konunun TTK’nin 1290 ve 1292/son madde hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Buna göre, sigorta ettiren kimse kasten ihbarda bulunmamış ise, sigorta haklarını zayi edeceği, kusurunun bulunması halinde ağırlığına göre sigortacının ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde, sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki, teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği sigortacı tarafından somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Davacı taraf, dava açmadan önce Kadıköy 5.Sulh Hukuk Mahkemesine ait 2010/314 D.İş sayılı dosya ile araçta meydana gelen hasar bedeli tespiti hususunda inceleme yaptırarak
bilirkişi raporu aldırmış, bu tespit dosyasına dayanarak dava açmıştır. Tespit dosyasında alınan bilirkişi raporu ile sigortalı aracın hasar durumu belirlenmiş, aracın onarımına ilişkin fatura da ibraz edilmiştir. Mahkemece, davalının savunmalarına göre yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında, sigortalı araçta bir hasarın oluştuğu sabittir. Bu durumda, rizikonun gerçekleşme şeklini kasten ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak bildirdiği, hasarın başka yer ve şekilde gerçekleştiği yönündeki iddianın ispat külfeti davalı sigortacıdadır. Davalı sigortacının ileri sürdüğü savunmalar rizikonun gerçekleşme şeklinin kasten ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak bildirildiğini ispat edecek nitelikte değildir. Dosya kapsamı itibariyle davalı sigortacının iddiasını somut delillerle kanıtlayamadığı ve dava konusu hasarın kasko teminat kapsamında kaldığı kabul edilmelidir.
Bu halde, mahkemece, dosyadaki araç fotoğrafları ve diğer deliller incelenmek suretiyle aracın yaşı ve modeli de dikkate alınarak gerçek zararın tespit edilmesi, ayrıca aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, ekonomik ise tamir bedelinin, ekonomik değilse aracın kaza tarihi itibariyle 2. el piyasa rayiç değerinden sovtaj bedelinin mahsubu ile gerçek zarar miktarının hesaplanması için İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kurumlardan seçilecek hasar konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeye dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.