Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/422 E. 2013/14229 K. 24.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/422
KARAR NO : 2013/14229
KARAR TARİHİ : 24.10.2013

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı 3.kişi vekili, İzmir 23. İcra Müdürlüğünün 2009/20376 sayılı takip dosyasından 16.07.2010 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, borçlu adresi ile haciz adresinin farklı olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haczin borçlunun adresinde yapıldığını, davacı 3.kişinin borçlunun kardeşi olduğunu, davacının haciz adresindeki faaliyetine borcun doğum tarihinden sonra başladığını istihkak iddiasının muvazaaya dayandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacı 3.kişinin haciz tarihinden önce ticari faaliyete başladığını, borçlu kardeşinin ise daha önce ticari faaliyetine son verdiği, mahcuzların borçluya ait olduğunun ispat edilemediği gereçesiyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz 16.07.2010 tarihinde borçlunun kardeşi …’nün huzurunda yapılmıştır. Bu kişi, aynı zamanda alacaklı banka tarafından borçluya gönderilen ihtarnameyi 16.02.2010 tarihinde tebliğ alan sahıstır. Haciz mahallinde borçluya ait belgeler bulunmuştur. Bu halde, İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Davacı 3.kişi karine aksini güçlü ve inandırıcı delillerle ispat etmelidir. Davacı 3.kişi ile borçlu kardeş olup aynı ticari faaliyet alanları aynıdır, davacının sunduğu faturalarda belirtilen adres de borçluya ihtarname tebliğ edilen, borçluya ait vergi levhasındaki adrestir. Kaldı ki faturalar borcun doğumundan sonraki tarihli olduğu gibi ayırt edici özellikleri de yoktur. Başka delillerle desteklenmeyen istenilen her kişi adına düzenlenmesi mümkün olan ve borcun doğumundan sonraki tarihi taşıyan faturalar ve vergi levhası karine aksini ispata yetmez. Bu durumda karine aksini ispat edemeyen 3.kişinin davasının reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 24.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.