YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4492
KARAR NO : 2013/8263
KARAR TARİHİ : 03.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin trafik sigortalı, davalıya ait aracın dava dışı 3. kişiye ait araca çarparak bu araçta taşınan mallara zarar verdiğini, zarar bedelinin anılan aracın hak sahiplerine ödendiğini belirterek kaza sırasında davalı sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle kusur ve hasar yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ödenen 14.733,00 TL’nin 12.11.2010 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı ile herhangi bir zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesi imzalamadığını, dava konusu aracın resmi olmamakla birlikte … isimli kişiye devredildiğini ve kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleşmediğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulü ile kusur ve hasar yönünden hakları saklı kalmak üzere 14.733,00 TL’nin 12.11.2010 ödeme tarihinde itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsile karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. 2918 sayılı KTK’nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade
edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda, davalı sigortalının aracının dava dışı sürücüsü … 1.32 promil alkollü olarak araç kullanırken kavşakta geçişini beklemediği dava dışı araçla çarpışmış, kaza sonucu araçlarda bulunan ve çevreye savrulan eşyada dava dışı diğer aracın ön camına çarparak hasarlanmasına sebebiyet vermiştir. Resmi görevlilerce tutulan ve aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan kaza tespit tutanağında davalı sigortalının araç sürücüsü olan …’nün kavşaklarda geçiş önceliğine uymamaktan asli kusurlu, karşı araç sürücüsü …’in ise kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamaktan tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu bilirkişi raporunda ise davalının aracının sürücüsü … ’nün kavşaklarda geçiş önceliğine uymamaktan tam kusurlu olduğu, diğer araç sürücülerinin ise kusursuz olduğu bildirilmiştir. Yine nörolog bilirkişi tarafından kusuru tespit eden bilirkişilerden ayrı olarak düzenlenen bilirkişi raporunda da sürücü …’nün aldığı 1.32 promil düzeyindeki alkolün etkisi altında güvenli sürme yeteneğini yitirerek, geçiş önceliği kuralına dikkat edemediği belirtilmiştir. Aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan kaza tespit tutanağı ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda kusur oranları yönünden çelişki meydana gelmiş, nörolog bilirkişi tarafından verilen raporunda kusur bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişilerce birlikte hazırlanması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur. Eksik inceleme ile karar verilemez.
Bu durumda mahkemece İstanbul Teknik Üniversitesi ya da Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyeti gibi kurumlardan seçilecek kusur konusunda uzman iki bilirkişi ile nöroloji
uzmanı bilirkişinin bulunduğu bilirkişi kurulundan olayın oluş şekli, yol ve hava durumu, kaza tespit tutanağı, önceki bilirkişi raporları ve dosya kapsamındaki diğer tüm deliller birlikte değerlendirilerek kusura ilişkin kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderildiği, tarafların olaydaki kusur durumları ile kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin başka unsurlarında kazanın meydana gelmesinde etkili olup olmadığının tespiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 3.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.