YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4501
KARAR NO : 2013/10098
KARAR TARİHİ : 27.06.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Bursa 19.İcra Müdürlüğü’nün 2011/3301 sayılı takip dosyasından 3.5.2011 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, borçlu şirket ortaklarından birinin borçlunun amcası olması dışında herhangi bir bağlarının bulunmadığını, şahsi borçlarından dolayı şirket mallarının haczedilemeyeceğini ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, takip alacağının 21.6.2011 tarihinde borçlu tarafından ödendiğini, icra dosyasının infaz olduğunu, dava konusu malların ilgilisine teslim edildiğini, davanın konusuz kaldığını, davaya davacının sebebiyet verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, takip konusu borcun ödendiği, takip dosyasının infazen işlemden kaldırıldığı, davanın konusu haczin düştüğü, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama masraflarının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK’nin 96.maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu mallar üzerindeki haciz yargılama sırasında, borcun ödenmesi nedeniyle kaldırılmıştır. Bu nedenle mahkemenin davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına” şeklindeki hükmünde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak bu halde yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin tarafların haklılık durumuna göre tayini gerekmektedir. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, davacı 3.kişi ile borçlunun organik bağ içinde oldukları (borçlunun 3.kişi şirketin büyük hisseli ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu), haciz mahallinde borçluya ait belgeler (kartvizit, imza sirküsü vs.) bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, İİK’nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Karine aksinin güçlü ve inandırıcı delillerle 3.kişi tarafından ispat edilmesi gerekir. Davacı 3.kişinin dayandığı, temini her zaman mümkün olan ve ayırt edici özelliği bulunmayan faturalar, vergi levhası ve davacı tanıklarının soyut düzeyde kalan beyanları karine aksini ispata yetmez. O halde, davada davalı alacaklının haklı olduğu sabit olduğundan yargılama giderleri ile dava konusu mal ile takip konusu alacak tutarından hangisi daha az ise o değer üzerinden hesaplanacak nisbi vekalet ücretinin davacı 3.kişiye yükletilmesi gerekir. Mahkemece bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değil bozma nedeni ise de bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarının gerektirir nitelikte bulunmadığından hükmün 6100 Sayılı HMK’nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 4.bendinin tamamen hükümden çıkartılarak yerine “Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince daha az olduğu tespit edilen mahcuzların değeri olan 26.000,00 TL üzerinden hesaplanan 3.110 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı alacaklıya verilmesine” cümlesinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 27.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.