YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5928
KARAR NO : 2013/9837
KARAR TARİHİ : 24.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sırasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebinin reddine dair verilen ara kararın, süresi içinde davalı … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalı …’nın işleteni, davalı …’nin sürücüsü olduğu aracın müvekkillerinin murisinin kullanmakta olduğu araca çarpması sonucu murisin vefat ettiğini belirterek eş için 25.000 TL, çocuk için 25.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsili ile kaza yapan araç ve davalı işletene ait olan diğer araçlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuş, araç üzerine konulan ihtiyati tedbirin şartları oluşmadığından kaldırılmasını talep etmişlerdir.
Mahkemece; ara karar ile kazaya karışan araç üzerine konulan ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddine karar verilmiş, ara karar davalı … vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.
Bilindiği gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun istinaf yoluna başvurulabilen kararlar başlıklı 341. maddesinin birinci fıkrasında ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulacağı öngörülmektedir. Yine aynı Kanunun temyiz edilemeyen kararlar başlıklı 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararların temyiz edilemeyeceği hüküm altına
alınmaktadır. 6100 sayılı Yasaya eklenen Geçici 3. maddenin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemeleri kuruluncaya kadar 1086 sayılı Yasanın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam edileceği öngörülmektedir. Bu durumda, temyiz incelemesinin yönteminin belirlenmesinde olduğu gibi temyize tabi kararların kapsamının belirlenmesinde de anılan kanun hükümlerinin gözetilmesi gerektiği açıktır. 1086 sayılı Yasanın temyize ilişkin hükümlerinin yer aldığı 427 ilâ 444. maddesi hükümleri gözetildiğinde; “geçici ihtiyati tedbir kararlarına karşı yapılan itirazların reddine” ilişkin kararların temyize tabi olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, bu tür kararların aleyhine temyiz yoluna başvurabileceğinin kabul edilmesi durumunda ise Yargıtay’ın yapacağı temyiz incelemesinin yönteminin ve vereceği karar sonucunun ne olacağı konusu açıkta kalacaktır. Çünkü, temyiz incelemesi sonucunda verilecek karar sonucu ile istinaf incelemesi sonucunda verilecek kararların nitelikleri farkılık arz etmektedir. 1086 s. Kanunun sadece temyize ilişkin hükümlerinin geçici olarak uygulama olanağı bulunmakta olup; ayrıca 6100 sayılı Yasaya göre de, bir geçici hukuki koruma müessesesi olan “ihtiyati tedbir kararları” hakkında bölge adliye mahkemeleri için öngörülen Kanun yolunun, yasal bir dayanak olmadan temyiz yolu şeklinde yorumlanması yasanın amacına ve müessesenin getiriliş gerekçelerine uygun bir sonuç olmayacaktır.
Yukarıda belirtilen nedenlerle; davalılar vekilinin başvurusunun temyiz niteliğinde olmadığı ve istinaf mahkemeleri için öngörülen yasa yolunun bu aşamada uygulanamayacağından bahisle anılan temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekillerinin temyiz isteminin kararın temyizi kabil olmaması nedeniyle REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’ya geri verilmesine 24.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.