Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/6219 E. 2013/8013 K. 30.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6219
KARAR NO : 2013/8013
KARAR TARİHİ : 30.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı davalının yönetimindeki resmi otobüsle, kendisine ait araca çarparak hasarladığını, davalının şeride tecavüz ettiğini, bu nedenle tamamen kusurlu olduğunu, tespit raporuna göre 3.926,81 TL+KDV hasar meydana geldiğini belirterek bu meblağın kaza tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazanın görev sırasında meydana geldiğini, istihdam edenin sorumluluğu ve toplu iş sözleşmesi gereğince rücu hakkını kullanabilmek için davanın İETT İşletme Genel Müdürlüğüne ihbar edilmesi gerektiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacının sağ ön kısmı ile müvekkilinin yönetimindeki aracın sol arka kısmına çarptığını, tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dava ihbar olunan İETT İşl. Genel Müdürlüğü vekili, kusuru, hasar miktarını kabul etmediğini belirterek davanın ZMSS şirketi olan davanın Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş’ne ihbarını istemiştir.
Dava ihbar edilen Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş vekili, sigortalının kusuru oranında azami poliçe limitine kadar gerçek zarardan sorumlu olduklarını belirterek müvekkili aleyhine hüküm kurulmamasını talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 3.926,81 TL’sının olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmama-
sına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davaya konu trafik kazası 1.8.2011 tarihinde saat 11.25’te meydana gelmiştir. Kaza tesbit tutanağında araçlarda meydana gelen hasarlar belirtilmiş, araç sürücülerinin farklı ifadeleri nedeniyle kusur dağılımı yapılamadığı bildirilmiştir. Trafik kazalarında zarar veren taraf, kusuru oranında oluşan gerçek zarardan sorumlu tutulabilir. Kusur durumunun ve gerçek zarar miktarının uzman bilirkişilerce tespit edilmesi bu nedenle önem taşımaktadır. Davacı aracı 1993 model Mazda Sedan otomobil olup, davalı taraf arcı 2007 model Mercedes İETT otobüsüdür. Davacı, davalının şeride tecavüz etmek suretiyle kendi yönetimindeki araca çarptığını, davalının sağ şeritte, kendisinin sol şeritte seyrettiğini, davalının aniden aracını önüne kırdığını, kendisi fren yapınca davalının yönetimindeki otobüsü toparlamak istediğini, ancak aşırı manevra yapması nedeniyle otobüsün sol arka kısmı ile kendi aracının sağ ön kapısının ortasından çarptığını ve çarpmanın etkisiyle kendisini metrobüsün kullandığı yol için ayrılan bariyere sıkıştırdığını, davalının şeride tecavüz etmek suretiyle kendi yönetimindeki araca çarptığını ve %100 oranında kusurlu olduğunu belirterek tespit raporunda belirlenen 3.926,81+KDV hasar bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının aracının sağ ön kısmı ile müvekkiline ait aracın sol arkasından çarptığını, müvekkilinin şeride tecavüz etmediğini, kusuru ve hasar miktarını kabul etmediğini savunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafça tek taraflı olarak yaptırılan tespit raporundaki hasar miktarı aynen benimsenmiş, aracın olay tarihinde 18 yaşında olmasına göre hasar bedelinden hurda ve amortisman indirimi yapılıp yapılmayacağı hususu değerlendirilmemiştir. Olaydaki kusur oranının tespiti için varsa MOBESE kayıtlarının getirilmesi gerektiğini, bunun temin edilebilmemesi halinde tanık vs de dosyaya sunulamazsa, kazanın nasıl meydana geldiğinin ve kusur değerlendirilmesi yapılmasının mümkün olmayacağı bildirilmiştir. Mahkemece yapılan araştırmada olaya ilişkin MOBESE kayıtlarının bulunmadığı anlaşılmış, davacı başka delilinin olmadığını beyan etmiştir. Dosyada araçların hasarlı fotoğrafları ile davacınn kazadan sonra araçların hasarlı durumlarını telefon kamerasıyla çekip aktardığı CD bulunmaktadır. Mahkemece kaza
tutanağındaki krokiye göre kusur durumunun belirlenmesi istemiyle dosya yeniden aynı bilirkişiye verilmiştir. Bilirkişi bu kez, davalının aracını sol şeride kaydırdığını ve solda seyreden davacı aracının sağ yan kısımlarına, otobüsün sol arka yan kısmıyla çarptığını, çarpmanın etkisiyle davacı aracının sola kayıp bariyerlere çarptığını, davalının olayda %100 oranında kusurlu olduğunu belirtmiştir. Dosyaya yeni hiçbir delil sunulmadığı, delil durumunda değişiklik olmadığı halde, bilirkişi önceki raporundaki görüşünün aksine kusur tespiti yapmıştır. Davalı vekili, bilirkişinin kusur durumunu neye dayanarak tespit ettiğinin anlaşılamadığını, davacının tek taraflı oluşa ilişkin beyanına göre kusurun belirlenemeyeceğini, hasar miktarının fahiş olduğunu, aracın modeline, yaşına göre amortisman indirimi yapılmadığını belirterek rapora itiraz etmiş, ancak mahkemece davalı tarafın itirazlarının değerlendirildiği ek yada yeni bir rapor alınmadan davanın 3.926,81 TL yönünden kabulüne karar verilmiştir. Bilirkişi raporu kusur ve hasar yönünden hüküm kurmaya elverişli değildir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece, İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur ve hasar konularında uzman bilirkişi kurulundan davacının iddiaları, davalı tarafın savunmaları ve rapora itirazları, araçların hasarlı fotoğrafları, kaza tutanağı, CD ve tüm dosya kapsamına göre tarafların olaydaki kusur durumlarının ve davacı aracında bu kaza sebebiyle meydana gelen gerçek hasar bedelinin tespiti hususlarında gerekçeli ayrıntılı, denetime elverişli hükme esas alınan önceki bilirkişi raporu ile tespit raporunun da irdelendiği bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı taraf yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 30.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.