YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6311
KARAR NO : 2013/17824
KARAR TARİHİ : 17.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı aracın yoldan karşıya geçmek için orta refüjde bekleyen yaya davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 7000 TL. maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 18.000 TL. olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, davanın reddine karara verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile 18.000 TL. maddi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu yaralanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Haksız eylemden doğan maddi ve manevi tazminat davalarında zamanaşımı, zarar görenin zararı ve tazminat sorumlusunu öğrendiği günden başlayarak bir yıldır. Karayolları Trafik Kanununun 109/1.maddesinde bu süre iki yıl olarak öngörülmüş, 109/2. maddesinde dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi
öngörmüş bulunursa, bu sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağı belirtilmiştir. Davacının yaralanmasına neden olan trafik kazası 17.05.2002 tarihinde meydana gelmiş, dava ise 22.10.2007 tarihinde açılmış olup 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesinde belirtilen ceza zamanaşımı süresi dava tarihinde dolmuştur.
Ancak bazı hallerde, zararın öğrenilmesi, onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamındadır. Zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterlidir.
Buna karşılık ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık “gelişen durum” ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır. (HGK, 15.11.2000 gün ve: 2000/21-1609 K: 2000/1699, 4.HD 13.05.1980 gün ve 1980/3493-6206 sayılı; 26.01.1987 gün, 1986/7532 esas, 1987/485 karar sayılı kararı ).
Dava konusu olay yönünden olay tarihinde yürürlükte olan ceza yasasına göre ceza zamanaşımı süresi dolmuş, davalı tarafından süresinde zamanaşımı def’inde bulunulmuştur. Ancak, olayda gelişen bir durumun bulunması durumunda zamanaşımı, gelişen durumun sona ermesi ile başlar. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir.
Dosyada bulunan raporların incelenmesinden davacının ilk maluliyet raporunun 26.6.2009 tarihinde alındığı ve raporda
maluliyetinin bulunmadığının belirtildiği, ATK alınan 21.11.2011 tarihli raporda ise %7.3.oranında maluliyetinin bulunduğu belirtilmiş olup, raporlardan yaralamanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybı olup olmadığı, varsa bunun hangi tarihte belirlenebileceği anlaşılamamaktadır. Mahkemece dosya tümü ile Adli Tıp Kurumuna gönderilerek; davacının yaralanması nedeniyle tedavisi tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen bir durum bulunup bulunmadığı, dava zamanaşımı başlangıç tarihine esas olmak üzere vücut çalışma gücü kaybının olay tarihinden itibaren kesin olarak en erken hangi tarihte belirlenebilir duruma geldiği konusunda rapor alınmalıdır. Böyle bir araştırma yapılmadan hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ; yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazının reddine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 17.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.