Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/6423 E. 2013/9781 K. 24.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6423
KARAR NO : 2013/9781
KARAR TARİHİ : 24.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu …’nun amme alacağının tahsilini imkansız hale getirmek amacıyla adına kayıtlı taşınmazı 22.6.2006 tarihinde kardeşi davalı …’ya, …’in de 26.3.2010 tarihinde davalı …’a sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufların iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı borçlu, satış tarihinde vergi borcu bulunmadığını,nakit ihtiyacı nedeniyle taşınmazı sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, dava konusu taşınmazı rayiç değeriyle alıp emlakçı aracılığıyla yine rayiç değerinden davalı …’ya sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili,dava konusu taşınmazı emlakçı aracılığıyla ve rayiç değerden aldığını, ödemenin banka kredisi ile yapıldığını ve iyiniyetli 4.kişi olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve toplanan delillere göre, davalı … yönünden dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeli ile bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değer arasında fahiş fark bulunmadığı, satışın yapıldığı tarihe denk düşen tarihlerde satış bedeli ile aynı tutarda kredi kullandığı, ayrıca borçlunun mal kaçırma kastını bilebilecek veya bilmesi gereken kişi durumda olduğu da ispatlanamadığından davalı … yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise tarafların kardeş olmaları nedeniyle aralarında yapılan satışın 6183 sayılı Yasanın 28/1 maddesinde belirtilen nitelikte iptale tabi hükümsüz bir satış işlemi olduğu, taşınmazı elden çıkaran davalıların satış bedeli ile sorumlu tutulmaları gerektiğinden davalılar … ve … yönünden davanın kabulü ile davalı …’nun mükellefiyet kaydı nedeniyle tahakkuk eden vergi borcundan dolayı davalı …’nun 57.722,00 TL 14.5.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte belirlenecek miktara kadar sorumlu olduğunu ve bu miktara kadar olan vergi borcunun davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 Sayılı AATUHK’nun 24 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına,davacı tarafından davalı 4.kişi …’ın 6183 Sayılı AATUHK’nun 30. madde kapsamında borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğunun ispatlanamaması nedeniyle davalı 4.kişi … yönünden davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-6183 Sayılı AATUHK’nun 24 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç,hazine alacağının tahsiline mani olmak amacıyla yapılan tasarrufun iptali ile alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Gerek İİK’nın 283/II maddesine ,gerekse 6183 Sayılı AATUHK’nun 31. maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden
tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın, elden çıkarıldığı tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde borçlu ile tasarrufta bulunan 3.şahıs, tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekir.
Somut olayda davalı 4.kişi …’ın kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından hakkında dava reddedilmiştir. Davalı borçlunun kardeşine yaptığı tasarruf ise 6183 Sayılı AATUHK’nun 27, 28, 30 maddeler gereğince iptale tabi olduğundan ve aynı yasanın 31.maddesi gereğince dava bedele dönüştüğünden davalı 3.kişi …’nun takip konusu alacak ve ferileriyle sınırlı olarak dava konusu taşınmazı elden çıkardığı tarihteki değeri olan 57.722,00 TL tazminatla sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken infazda problem yaratacak şekilde ve tazminata dava tarihinden itibaren faiz uygulanacak şekilde hüküm tesisi ve ayrıca hakkındaki dava reddedilen davalı … yararına 1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 168.maddesinde değişiklik yapan 5904 Sayılı yasanın 35.maddesi gereğince (“6183 sayılı Yasanın uygulanmasından … her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” ) maktu vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekirken nispi vekalet ücreti takdiri doğru değil bozma nedeni ise de yapılan yanlışlıların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 2.bendinin 2 paragrafının hükümden tamamen çıkarılarak yerine “Davacının takip konusu alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak 57.722,00 TL tazminatın davalı …’dan tahsili ile davacıya verilmesine“ ibaresinin yazılarak, 5.bendindeki “6.487,76 TL nispi
“ibaresinin çıkarılarak yerine “1.200.00 TL maktu”ibaresinin yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA 24.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.