YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6509
KARAR NO : 2013/10142
KARAR TARİHİ : 27.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davacının işleteni olduğu, davalıya kasko sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında hasarlandığını belirterek, 10.000,00.-TL kasko bedelinin başvuru tarihini takip eden 8 iş günü sonrasından itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı … Sigorta A.Ş. vekili, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeni ile teminat kapsamında olmayan hasardan sorumluluklarının bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacıda bulunan alkolün münhasıran kazaya neden olmadığı değerlendirilerek 10.000,00.-TL kasko bedelinin başvuru tarihi olan 18.06.2010 tarihinden 8 iş günü sonrasından itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı … Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı … Sigorta A.Ş. tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin tahsiline ilişkindir.
2918 sayılı KTK’nin 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin, “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, konu ile ilgili olan “b-2” bendinde, “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca, Motorlu Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.5. maddesinde; Taşıtın, uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların sigorta teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.5. maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nin 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Mahkemece, kaza anında araçta 2 kişinin bulunduğu ve hepsinin alkollü olduğu, nöroloji uzmanı tarafından düzenlenen rapor gereğince “kazanın sadece alkol etkisi altında” gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda kesin bir kanaate varılmadığı yönündeki raporunu da hükme esas alarak davalının rizikonun teminat kapsamı dışında kaldığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, Elbistan Devlet Hastanesi Laboratuvarı sonuçlarına göre araçta bulunan … Yüce 33.5 Küçük … Kıllı yapılan ölçüme göre, 1,35 promil alkollü olup olduğu tespit edilmiştir.
Mahkemece, öncelikle araçtakilerin beyanları, kazaya ilişkin soruşturma, … hakkında Küçük …’ye yönelik iftira suçundan yapılan soruşturma, kaza tespit tutanağı ve tutanak mümzisi tanık beyanı dikkate alınarak araç sürücüsünün belirlenmeye çalışılması gerekmekte olup, mahkemece yapılacak bu araştırma sonucu gerçek şoför tespit edilemese dahi, araçtaki şahıslardan birinin şoför olduğunun kabul edilmesine göre, bu kişilerin belirlenmiş olan alkol oranı üzerinden, nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması ve sonucuna göre davalı … yönünden karar verilmesi gerekirken, belirtilen niteliklerde olmayan ve yetersiz nöroloji uzmanı raporunun hükme esas alınarak hasarın teminat dışında kaldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 27.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.