Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/6775 E. 2013/7822 K. 27.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6775
KARAR NO : 2013/7822
KARAR TARİHİ : 27.05.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili müvekkiline kasko sigortalı aracın davalıya trafik sigortalı araçla çarpışması sonucu hasarlandığını belirterek . fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere sigortalıya ödenen tazminatın kusur oranına göre 6.528,00 TL’sinin 29.03.2012 davalı … şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili davacı şirkete kasko sigortalı araç ile müvekkili şirket nezdinde trafik sigortalı aracın malik – işleteni aynı olup, birbirlerine karşı 3. kişi sayılamayacaklarını, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleştiğini, bu nedenle davacının halefiyet ve rücu hakkının bulunmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre olayda davacıya sigortalı malik ve işletenin her iki araç bakımından da 3. kişi durumunda olmadığı gibi kendi üzerinde borçluluk ve alacaklılık sıfatının birleşmesi nedeniyle işleten olarak kendi sorumluluğunu üstlenen zorunlu trafik sigortacısından talepte bulunmasının mümkün olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna 27.5.2013 gününde Üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.

– KARŞI OY-

Davacı vekili, müvekkiline kasko sigortalı araca davalının ZMM sigortacısı olduğu aracın çarpması sonucu hasar bedelini ödediğini ancak zararı davalıdan tahsil edemediğini belirterek kusur oranına göre şimdilik 6.528 TL’nin 29.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş,
Davalı … vekili her iki aracın malik-işleteninin aynı kişi olup, birbirlerine karşı 3.kişi sayılamayacaklarından alacak ve borçlu sıfatlarının birleştiğini belirterek davanın reddini savunmuş,
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre her iki aracın malik işleteninin aynı kişi olduğundan davacının ZMSS’den talepte bulunamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmiş,
Kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda karar onanmıştır.
Sayın çoğunluğun bu onama gerekçesine aşağıdaki nedenlerle katılmıyorum.
Dava, TTK 1301.maddesinden kaynaklanan kasko rücu davasıdır.
Bir borç bakımından alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmesi borcu sona erdiren sebep olarak BK 116.maddesinde düzenlenmiştir.
BK 116/1 (TBK 135/1) maddesinde “alacaklılık ve borçluluk sıfatlarının bir şahısta içtimaiyle borcun sakıt olacağı, (f/1). Bu içtimaın zevaliyle borç avdet edeceği, (f/2) Gayrimenkul rehni ile kıymetli evrak hakkındaki hususi hükümler baki olduğu (f/3)”,
2918 sayılı KTK’nin 85/1 maddesinde “bir motorlu aracın işletilmesi ile bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesin biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu olacağı”, 85/son fıkra ile de “işleten ve araç işletecisi teşebbüs sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurlarından kendi kusuru gibi isorumlu” bulunduğu,
2918 sayılı KTK’nin 91/1.maddesinde “işletenlerin bu kanunun 85/1 fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu” olduğu,
2918 sayılı KTK’nin 92.maddesinde de ZMSS’nin teminat dışında kalan haller sayılarak, ZMSS Genel Şartları 1.maddesi ile yapılan düzenlemelerle ölüm veya cismani zararlar yanında bir şeyin zarara uğraması halinin de teminat kapsamında olduğu öngörülmüştür.
Kısaca ZMSS’nin amacı, trafik kazaları sonucu 3.kişilere verilecek zararların güvence altına alınmasıdır. Ancak ZMSS Genel Şartları A.3.b maddesinde de işleten tarafından ileri sürülecek tazminat taleplerinin teminat kapsamı dışında olduğu belirlenmiştir.
Somut olayda, davacı kasko sigortasına sigortalı … plakalı araç ile davalı ZMSS sigortasına sigortalı …plakalı aracın çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik
kazası meydana gelmiş ve davacı kasko sigortası, sigortalısına hasar bedelini ödeyerek bu kasko rücu davasını açmıştır. Ancak her iki aracın da malik-işleteni TC Başbakanlık İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı’dır.
Bir başka deyişle dava dışı malik-işleten T.C Başbakanlık İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı … plakalı aracını Zürich Sigorta A.Ş’ye kasko sigorta poliçesiyle … plakalı zarar veren aracını ise Mapfre Genel Sigorta A.Ş’ye ZMSS poliçesi ile sigorta yaptırmıştır.
Uyuşmazlık, aynı kişiye ait iki aracın karıştığı trafik kazasında, gerek kasko sigortası, gerekse ZMSS sigortası farklı olsa da malik-işletenin aynı kişi olması BK 116/1 (TBK 135/1) maddesindeki alacak ve borçluluk sıfatının birleşip birlemediği ile birleşti ise borcun sona erip ermediği konusunda toplanmaktadır.
BK 116/1 (TBK 135/1) maddesi alacaklı ve borçlu sıfatının aynı mal varlığı kesimi içinde, aynı kişide birleşmesinin yarattığı “borcun sona ermesi” sonucu artık ifadan beklenen amaca ulaşılmasının imkansız oluşu olgusuna dayalıdır. Yani kişi kendisinin hem alacaklısı hemde borçlusu olamaz. Yasal düzenleme olmasaydı bile böyle bir ilişkinin doğal sonucu olarak borcun sona erdiği kabul edilebilirdi.
BK 116 maddesine göre birleşmenin var olabilmesi için bir “borcun” varlığı şarttır. Ayrıca borçlu ve alacaklı sıfatlarının aynı kişide toplanması gerekir. Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide borcun doğumundan sonra gerçekleşen bir birleştirici olay nedeniyle gerçekleşmesi gerekir. En önemlisi birleşmenin alacak hakkı ve edimsel yüküm yönünden aynı mal varlığı kesimi içerisinde bir araya gelmesi şarttır. Bu koşulların gerçekleşmesi halinde birleşmenin sonucu olarak ancak borç sona erer.
Ayrıca yine somut olayda işleten-malik aynı olsada gerek zarar gören ve zarar veren araçlar farklı olduğu gibi, zarar gören aracın kasko sigortası Zürich Sigorta A.Ş., zarar veren aracın ZMSS sigortası ise Mapfre Genel Sigorta A.Ş’dir. Her iki sigorta şirketi farklı tüzel kişilikler olup, farklı kuruluş anasözleşmeleri, farklı bütçeleri ve ana sermayeleri vardır. Ayrıca davacı kasko sigortasının mal-zarar sigortası türünden olan kasko poliçesiyle davalı ZMSS sigortası ise zorunlu sorumluluk sigortası türündeki poliçe ile kendilerine yapılacak sigorta poliçe değerlerinin ödenmesi karşılığında
sigortalılarının davacı kasko ile zararını, davalı ZMSS ile üçüncü kişilere verilecek işletenin sorumlu bulunduğu zararları ödeme yükümlülüğü altına girmişlerdir. Artık davacı ve davalı … şirketleri işleten-malik ile yapılan sözleşmeler ile sorumluluk yüklenmişlerdir.
Bu nedenle yukarıda açıklanan BK 116 maddesindeki alacak ve borçlu sıfatının aynı kişide ve aynı mal varlığında birleşmesinin gerçekleştiğinden bahsedilemeyeceği için birleşmenin şartlarının oluştuğu söylenemez. Kaldı ki, alacaklı ve borçlu sıfatları somut olayda TC Başbakanlık İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığında biçimsel olarak birleşse bile, birleşme sigorta sözleşmeleri nedeni ile aynı mal varlığında gerçekleştiğinin kabulü mümkün değildir. Bu tür olaylarda birleşmenin varlığını düşünmek, işletenin sorumluluğunu 3.kişilere karşı üstlenen ZMSS’nin mal varlığında haksız bir kazanç yaratılmasına, zarar görenin zararını üstlenen kasko sigortasında ise mal varlığının azalması sonucunu doğurur. Bu durumu hukuk korumaz.
Bütün bu açıklamalardan sonra somut olayda, sigortalısına zararını ödeyen davacı kasko sigortasının, davalı işletenin 3.kişilere verdiği zararı üstlenen ZMSS sigortasına karşı açtığı TTK 1301.maddesinden kaynaklanan rücu davasında, aynı işletenin farklı araçlarını sonuçları, kapsamları, amaçları farklı şirketler olarak farklı poliçe ile sigortaladıkları, BK 116 maddesindeki birleşme koşullarının aynı kişi ve aynı mal varlığı üzerinde gerçekleşmediği anlaşılmakla yerel mahkeme kararının bozulmasın gerektiği görüşünde olduğundan, sayın çoğunluk kararın onanması yönündeki görüşüne katılamıyorum.