Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/6932 E. 2014/14113 K. 23.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6932
KARAR NO : 2014/14113
KARAR TARİHİ : 23.10.2014

MAHKEMESİ : Körfez 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/11/2012
NUMARASI : 2006/602-2012/754

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili, davalı M.. K.. vekili ve davalı A.Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, müvekkili Yusuf idaresindeki araçla davalıların işleten/sürüsücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı kazada davacı Yusuf’un yaralandığını belirterek çalışma gücü kaybı nedeni ile fazlaya dair haklarını saklı tutarak 1.000,00.-TL maddi tazminatın sigorta şirketinden dava, diğer davalıdan olay tarihinden, ayrıca Yusuf için 15.000,00.-TL, Melahat için 8.000,00.-TL, Duygu ve Yahya için ayrı ayrı 5.000,00.-TL olmak üzere toplam 33.000,00.-TL manevi tazminatın davalı Mustafa’dan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep etmiş, talebini ıslah dilekçesi ile arttırmıştır.
Davalı A.Sigorta A.Ş. vekili, kusur oranında, gerçek zarardan, poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı M.. K.. vekili, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davalı sürücünün % 100 kusurlu olduğu ve davacı Yusuf’un sürekli çalışma gücü kaybına uğramadığı, 6 ay tam çalışma gücü kaybı olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabul kısmen reddi ile geçici çalışma gücü kaybı nedeniyle 4.746,08.-TL maddi tazminatın sigorta şirketinden 1.000,00.-TL’lik kısmının dava, bakiye kısmının ıslah tarihinden, davalı Mustafa’dan olay tarihinden, ayrıca Yusuf için 15.000,00.-TL, Melahat için 8.000,00.-TL, Duygu ve Yahya için ayrı ayrı 5.000,00.-TL olmak üzere toplam 33.000,00.-TL manevi tazminatın davalı Mustafa’dan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili, davalı M.. K.. vekili ve davalı A.Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle geçici çalışma gücü kaybına ilişkin zararın tedavi giderlerine ilişkin teminat kapsamında değerlendirelemeyeceğine göre davalı A. Sigorta A.Ş. vekilinin yerinde görülmeyen tüm, davalı M.. K.. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Dava Borçlar Kanunu’nun 46. maddesi (6098 sayılı TBK m. 54) ve 47. maddesi (TBK m. 56) gereğince tedavi giderleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK’nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.2.b. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Açıklanan bu ilke ve alacağı doğuran sebebin esasen haksız eylemden kaynaklanmış olmasına göre, ıslah ile istenilen tazminat için de, aynı tarihten itibaren temerrüt faizi uygulanması gerekir. Zira, davalı sigorta şirketleri ile davacı arasındaki hukuki ilişkin sözleşme ilişkisi değildir. Borcun nedeni haksız eylemdir. Yukarıda anılan hükümlere göre davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt faizinin başlangıcını oluşturan ihbar yükümlülüğünde esas olan, zarar miktarı değil, kazanın ihbar edilmesidir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır. Bu itibarla, sigorta şirketine başvuru yapılması veya dava açılmasıyla, kaza, davalı sigorta şirketlerine ihbar edilmiş olacağından, anılan hükümlerde öngörülen koşullar yerine getirilmiş olacaktır.
Somut olayda davacı yan sigorta şirketinden dava tarihinden itibaren işleyecek faiz isteminde bulunmadığından, dava tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü ile ıslah edilen miktar yönünden de dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
3-Davalı M.. K.. vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden;
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre (6098 sayılı TBK m. 56), hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Dosya kapsamından, davacı Y.. S..’ün kaza nedeniyle sürekli çalışma gücü kaybının olmadığı, 6 ay geçici çalışma gücü kaybına uğradığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davalıların sorumluluğun niteliği, olay tarihindeki paranın alım gücü dikkate alındığında davacılar için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir miktar daha düşük manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, somut olayın özelliğine uygun düşmeyen miktarlarda manevi tazminata hükmedilmesi uygun görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı A.igorta A.Ş. vekilinin tüm, davalı M.. K.. vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı M.. K.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar ve davalı M.. K..’a geri verilmesine, aşağıda dökümü yazılı 225,30 TL fazla alınan temyiz peşin harcın temyiz eden davalı A. Sigorta A.Ş’ne geri verilmesine 23.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.