Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/7974 E. 2013/18013 K. 19.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7974
KARAR NO : 2013/18013
KARAR TARİHİ : 19.12.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili; müvekkillerinin halde komisyoncu olup, yaş sebze meyve ticareti yaptıklarını, davalı … Ltd. Şti’nin de aynı işi yapan ihracatçı firma olup, diğer davalı … … şirketinin de aynı işi yapan yurtdışında bulunan … Ltd. Şti’nin %49 ortağı olduğunu, …’nın davalı … Ltd. Şti’ne ait … … … Köyü 56 ve 72 parsel sayılı taşınmazları üzerinde ipotek alacağı bulunduğunu, bu ipotek alacağının … toptancı sebze halinde çalışan bir kısım komisyoncuların toplam alacağı olup bu alacaklar için her alacaklı davacıya alacağı oranında ayrı ayrı çekler verildiğini, çeklerin ödenmemesi üzerine sürelerinin uzatıldığını, ayrıca bu çeklerin teminatını oluşturmak amacıyla yalnızca … adına kayıtlı toplam alacak kadar ipotek verildiğini, borcun ödenmemesi üzerine karşı taraf aleyhine icra takipleri başlatıldığını,
ipotek tesis edilen gayrimenkuller üzerine ayrıca haciz konulduğunu, davalı … Ltd. Şti’ne ait … … Köyü 56 ve 72 parselde bulunan gayrimenkul üzerinde diğer davalı … …’in toplam 2.300.000.000.000,00-TL ipotek alacağı bulunduğunu, … … adına tesis edilen ipoteklerin 1 yıl süreli olup bu süre içinde doğacak alacaklara teminat teşkil ettiğini, 1 yıllık sürenin dolduğunu, ipoteklerin hükümsüz hale geldiğini, ayrıca … … Şirketine böyle bir borcu olmadığını, hatta … … Şirketinin alacaklı değil, borçlu olduğunun tespit edildiğini, davalı … Ltd. Şti adına kayıtlı bulunan … … … Köyü 56 ve 72 parseller üzerinde diğer davalı … … Şirketi lehine tesis edilen ipotekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile ipoteğin kaldırılmasını ve davalı … Ltd. Şti’nin … 5. İM’nün 2003/6029 ve 6030 sayılı dosyalarından borçlu olmadığının tespitini ve takibin iptalini, kötü niyetli icra takibi yapan davalı … … Şirketi’nin %40’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … Ltd. Şti vekili; takip konusu ipoteklerin ipotek resmi senetlerinde de yer aldığı üzere 1 yıl süreli ve bu bir yıl içinde alacaklının doğmuş ve doğacak alacaklarına teminat olarak verildiğini, borç söz konusu olmadığından ipoteklerin hükümsüz hale geldiğini, ipoteklerden kaynaklanan tüm hakların ve hatta varsa o döneme ait alacakların zaman aşımına uğradığını beyan etmiştir.
Davalı … … vekili; müvekkili ile diğer davalı şirket arasında imzalanmış bulunan ve 12/03/1998 tarihinden itibaren geçerli olan sözleşme gereğince açılmış mal avansları kredisinin karşılığı olmak üzere müvekkili şirket lehine ipotek tesis edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine ipotek alacağının tahsili talepli ipoteğin paraya çevrilmesi takibi başlatıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; 20/03/1998 tarih, 1199 yevmiye nolu 2.000.000,00-TL tutarındaki ipotek nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine yönelik talep ile ilgili davanın işlemden kaldırıldığı 05/11/2004 tarihinden bu yana 3 aydan fazla bir süre geçtiği anlaşıldığından bu talep yönünden davanın HMK 150. Maddesi gereğince açılmamış sayılmasına,
diğer talepler yönünden ise; işlemin muvazaalı olduğu iddiasının usulüne uygun delillerle kanıtlanamaması, muvazaalı olduğu ileri sürülen alacak ve ipoteklerin davacı alacağından önce mevcut olması, davacıların kendi ipotekleri tesis edilirken aynı taşınmazların daha önce ipotekli olduğunu görüp bilebilecek durumda olmaları, hakem heyeti kararı ile davalı … Ltd. Şti’nin davalı … Şirketi’ne 2.300.000,00-TL borçlu bulunduğuna karar verilmesi, … Şirketi’nin Tüfekçi Şirketi’nden alacaklı olduğunun belirlenmesi nedeniyle davanın diğer talepler yönünden reddine karar verilmiş; hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yukarda yazılı nedenlerle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.
1-Bir davada taraflarca öne sürülen maddi olayların hukuki değerlendirmesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak 6100 sayılı HMK.nın 33 (1086 sayılı HUMK’nun 76.maddesi) gereğince hakimin doğrudan görevidir.
İİK.nun özü ve amacı dikkate alınarak iptal davası; borçlunun alacaklısını zarara uğratmak kastıyla mal varlığından çıkarmış olduğu, mal ve hakların veya bunların yerine geçen değerlerin, tasarruftan zarar gören alacaklının, alacağını elde etmesi amacıyla dava açarak tekrar borçlunun mal varlığına geçmesini sağlaması şeklinde tanımlanabilir. İptal davaları ile güdülen amaç; bir alacağın tamamının yada bir kısmının tahsiline olanak bırakmamak amacıyla, borçlu tarafından yapılan bir taraflı hukuksal işlemlerle, borçlunun amacını bilen veya bilmesi gereken kimselerle yapılan bütün hukuksal işlemlerin hükümsüzlüğünü sağlamak ve bu yol ile alacağı tahsil etmektir. Somut olayda; davacı tarafından verilen dava dilekçesinde borçlu davalı … İhr. İth. Tic. San. Ltd. Şti.nin kendisine ait taşınmazlar üzerine diğer davalı lehine oluşturduğu ipoteklerin muvazaalı olması ve ipotek karşılığı olduğu ileri sürülen alacağın bulunmaması nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile ipoteğin kaldırılmasını ve davalı … Ltd. Şti’nin … 5.İcra Müdürlüğünün 2003/6029 ve 6030 sayılı dosyalarından borçlu olmadığının tespitini ve takibin iptalini, kötü niyetli icra takibi yapan davalı … Şirketi’nin %40’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına
mahkum edilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Ancak mahkemece davanın tavsifi yapılmadan karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece davacılar tarafından ileri sürülen vakıalar karşısında davanın niteliği belirlenerek buna göre araştırma ve inceleme yapılması gerekirken bu hususun göz ardı edilerek karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
2-Mahkemece davacıların alacaklarının tasarruftan sonra doğmuş olduğu gerekçe gösterilerek bu nedenle de davanın reddine karar verilmiş ise de bu yönde de yapılan araştırma ve inceleme yeterli bulunmamaktadır. Davacılar alacaklarının kaynağı olarak 2003 tarihli protokol ve ayrı ayrı keşide edilen çekleri göstermişlerdir. Ancak davacılar ile davalı borçlu arasında düzenlenen 25.04.2003 tarihli alacak borç ilişkisinin tasfiyesine ilişkin protokol içeriğinden aralarında daha önceki tarihlerden gelen ticari ilişki olduğu anlaşılmaktadır. Çeklerin keşide tarihi her ne kadar tasarrufun tarihinden sonra olduğu görülmekte ise de keşide tarihinden önceki bir ticari veya hukuki ilişki nedeniyle de tanzim edildikleri görülmektedir. Bu durumda mahkemece her bir davacı için borcun doğum tarihinin ayrı ayrı belirlenmesi, buna ilişkin davacılardan delillerinin istenilmesi, gerekirken böyle bir inceleme yapılmaması doğru değildir.
3-Davacılar tarafından yapılan icra takiplerinin ve her bir davacı yönünden alacakların ve iptal koşullarının farklılık göstermesi nedeniyle ayrı ayrı görülmesinde yarar bulunacağından her bir davacı yönünden davaların tefrikinin düşünülmesi gerekirken bir birinden farklı nedenlere dayalı davaların bir arada görülmesi isabetli değildir.
4-Davalılar arasında organik bağ bulunması ve hakem heyetince verilen kararın Yargıtay tarafından bozulması nedeniyle davalılar arasında yapılan tasarrufun muvazaalı olabileceğinin düşünülmemesi de doğru bulunmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 19.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.