Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/8480 E. 2013/9236 K. 17.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8480
KARAR NO : 2013/9236
KARAR TARİHİ : 17.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı vekili müvekkiline kasko sigortalı aracın tek taraflı trafik kazası sonucu hasarlandığını, olayın meydana gelişinde davalı idarenin %25 kusurlu olduğunu belirtip, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, sigortalıya ödenen tazminatın 2.860,00 TL’sinin 04.10.2011 ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, derdestlik itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece uyuşmazlığın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen sigorta ilişkisi ile ilgili hükümlerden kaynaklandığı, anılan yasanın 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi gereğince davaya bakmakla Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden ve usulden reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Kamu hizmeti görmekle yükümlü olan davalı …, kamu hizmeti sırasında verdikleri iddia olunan zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi değildir. Olay idari karar ve eylemlerden doğan zararlar niteliğinde bulunduğundan, zararın ödetilmesi istekleri 11.2.1959 günlü ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 2. bendi hükmünce tam yargı davasının konusunu oluşturur. Bu davaların ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu’nun 2.maddesi hükmü uyarınca, idare aleyhine idari yargı yerinde tam yargı davası olarak açılması gerekmektedir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece re’sen dikkate alınması zorunludur.
Somut olayda, karayolunda bulunması gereken işaretlemeleri yapmayan … aleyhine hizmet kusuruna dayanılarak dava açıldığından, mahkemece, adli yargının yargı yolu bakımından görevsiz bulunması nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esası incelenerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.03.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında “Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dâva değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır. Somut olayda davacı … şirketinin sigortalısının halefi olarak açtığı davada, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği gözetilmeden yazılı olduğu şekilde davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.6.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.