Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/9774 E. 2013/17989 K. 18.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9774
KARAR NO : 2013/17989
KARAR TARİHİ : 18.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –

Davacı vekili, davalı borçlu aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı …’a satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının cirodan önceki tasarrufun iptalini isteyemeceyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK’nun 278/III-2. maddesi uyarınca “kendi verdiği malın, aktin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler” bağışlama hükmünde sayılmış ve bu tasarrufların iyi niyet koşulu aranmaksızın iptale tabi oldukları kabul edilmiştir. Bu bedel farkının hesaplanmasında satılan taşınmaz üzerinde ipotek ve haciz kayıtlarının bulunduğu hallerde, alıcının taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağı, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığı kabul edilerek, oransızlığın belirlenmesinde, tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarlarının da göz önünde tutulması gerekecektir.
Somut olayda davacının cirodan önceki tasarrufun iptalini isteyemeceyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. …, borcun kaynağı olan çekin ileri tarihli olduğu gözetilerek mahkemece bu hususun üzerinde durularak sonucuna gör bir karar verilmesi gerekmekte ise de, taşınmaz üzerindeki ipotek yükü nedeniyle bedel farkın oluşmadığı gibi, davacı tarafın, borçlu ile 3. kişi arasında İİK.’nun 280. maddesi anlamında tanıdıklık, akrabalık yahut iş arkadaşlığı gibi durumların varlığı nedeniyle borçlunun durumunun veya ızrar kastının bilindiği veya bilinebileceğini ispat edemediği anlaşıldığından, sonucu itibariyle doğru olması nedeniyle hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 5,90 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 18.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.