Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/9826 E. 2013/13195 K. 02.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9826
KARAR NO : 2013/13195
KARAR TARİHİ : 02.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline kaskolu araç seyir halinde iken dava dışı …’ün sürücüsü, davalının işleteni olduğu motosikletin aniden yola çıkması sonucunda meydana gelen kazada aracın hasarlandığını, bu nedenle hasarlı aracı onaran servise 11.11.2007 tarihinde 8.739,39 TL ödeme yaptığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 8.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin motosikleti kazadan önce, 25.06.2007 tarihinde sürücü …’e harici sözleşme ile sattığını, bu nedenle işleten sıfatının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulü ile 8.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. H.G.K.’nun 2001/19-652 E, 2001/705 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 109. maddesinde motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazmini için kaza gününden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüş, aynı maddenin ikinci fıkrasında, davanın cezayı gerektiren bir eylemden kaynaklanması durumunda ceza kanununun öngördüğü ceza zamanaşımının (sürücü, işleten veya diğer sorumlular için fark gözetilmeksizin) uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Somut olayda davacı vekili 18.01.2012 hakim havaleli dilekçesi ile cevap süresi geçtikten sonra zamanaşımı def’inde bulunmuş ise de, cevap dilekçesinin tebliğinden sonra davacı tarafça zamanaşımı savunmasına karşı çıkılmayarak bu konuda davalı tarafa zımnen muvafakat edilmiştir. Bu halde , zamanaşımı def’inin süresinde yapıldığının kabul edilmesi gerekirken, mahkemece bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu hale göre, mahkemece davalı vekilince yapılan zamanaşımı def’i dikkate alınarak, bu konuda olumlu yahut olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ :Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 02.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.