YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14293
KARAR NO : 2014/18474
KARAR TARİHİ : 15.12.2014
MAHKEMESİ : Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/02/2014
NUMARASI : 2013/586-2014/122
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın hasarlanması üzerine davalı aleyhine asıl alacak yönünden daha önce açılan davada Söke 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/152-443 E/K. Sayılı dosyası ile hükmedilen tazminatın icra yoluyla tahsil edildiğini, ancak anılan davada faiz talep edilmemiş olduğundan dava tarihi 11.6.2009 ila davalının takip dosyasına ödeme yaptığı 10.6.2013 tarihleri arasında işleyen 11.529,00 TL faiz alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın 11.153,04 TL faiz alacağı yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmasına göre davalı vekilinin aşağıda yazılı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, Kasko Sigorta Sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat yönünden işleyen faiz alacağı istemine ilişkindir.
Faiz alacağı zaman geçtikçe doğan bir alacak olmakla dava açıldığı tarihten geriye doğru hesap edilebilecek zamanaşımı süresi içinde istenebilir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 152.maddesi gereğince asıl alacak zamanaşımına uğradığında faiz ve diğer ek haklar da zamanaşımına uğrar. Diğer bir deyişle faiz alacağı asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımına tabidir. Türk Borçlar Kanunu’nun 154/2 maddesi gereğince alacaklının dava açmasıyla zamanaşımı kesilir. Ancak zamanaşımının kesilmesi sadece dava konusu alacak için söz konudur.
Mülga TTK.1268 maddesi gereğince sigorta sözleşmesinden kaynaklanan davalar iki yıllık zamanaşımına tabidir.
Faiz alacağının ayrı bir dava konusu olmasını engelleyen bir yasa hükmü olmadığı gibi faiz isteği, asıl alacağın bir bölümü olmadığından ayrı bir alacak niteliğinde olup esas alacak tahsil edilmedikçe ayrı bir davayla istenebilir.
Yine asıl alacağın ödenmesi için açılan davada faize ilişkin hakkın saklı tutulmaması, daha sonra faiz için ayrı bir dava açılmasına engel değildir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 131/2 maddesinin 2.fıkrasında kabul edilen esas, asıl borcun ödenmesi ile ilgili olup bu madde ile, asıl borcun ödenmesi sırasında işlemiş faizleri isteme hakkı saklı tutulmamışsa artık faizin istenemeyeceği belirtilmektedir. Faiz alacağına ilişkin davanın açıldığı tarihte asıl borç ödenmemiş ise faizi istenebilir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından davalı aleyhine sigorta sözleşmesine dayalı olarak 17.4.2012 tarihinde Söke Asliye 2.Hukuk Mahkemesi’nin 2012/152 esas sayılı dosyasında tazminat davası açıldığı mahkemenin 23.10.2012 gün 2012/443 sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verildiği kararın kesinleştiği, davada faiz talep edilmediği kesinleşen kararın Söke 2.İcra Müdürlüğü’nün 2013/977 sayılı dosyasında 10.06.2013 tarihinde faiz haklarının saklı tutulması kaydıyla infaz edildiği, eldeki davanın da 12.11.2013 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tazminat faizi, esas tazminat alacağının tabi olduğu zamanaşımına tabi olur. Faiz alacağı, asıl alacak ödenmedikçe her gün işleyen, yürüyen ve zaman geçtikçe doğan bir alacak olduğundan belli bir tarihte doğan bu alacağın dava tarihinden geriye doğru asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresine göre hesaplanması gerekir. Bu durumda dava 12.11.2013 tarihinde açıldığı için davacı geriye doğru 2 yıllık süre için faiz talep edebilecektir. Ancak asıl alacak 10.06.2013 tarihinde ödenmiştir. Bu durumda mahkemece 12.11.2011 tarihinden asıl alacağın icra dosyasına ödendiği 10.06.2013 tarihine kadar hesaplanacak faiz alacağına hükmedilmesi gerekirken, davalının zamanaşımı definin reddi ile yazılı şekilde 1.1.2008 tarihinden itibaren talep de aşılarak hesaplanan faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 15.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.