Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2014/16546 E. 2014/17005 K. 27.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16546
KARAR NO : 2014/17005
KARAR TARİHİ : 27.11.2014

MAHKEMESİ : Büyükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/03/2012
NUMARASI : 2009/1710-2012/458

Taraflar arasındaki şikayet-istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı 3.kişi vekili, Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2008/13683 sayılı takip dosyasından 1.9.2009 tarihinde müvekkilinin işyerinde haciz işlemi uygulandığını, mahcuzların müvekkiline ait olduğunu, haciz işleminin müvekkili şirket yetkililerinin bulunmadığı bir sırada yapıldığını ileri sürerek hukuka aykırı yapılan haciz işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Bu dava ile birleşen davasında ise davacı 3.kişi vekili, aynı takip dosyasından 1.9.2009 tarihinde haczedilen menkullerin borçlu şirketten mahkeme kararı uyarınca satın alındığını ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haczedilen menkuller üzerinde borçlu şirket ünvanının yazılı olduğunu, bu makinaların müvekkilince borçluya satılan mallar olduğunu, takibin makina bedellerinin ödenmemesinden kaynaklandığını, davacı 3.kişi ile borçlu şirket arasında organik bağ ve müvazaalı ilişki bulunduğunu, adreslerinin, ortaklarının aynı olduğunu, aralarında örtülü işletme devri ilişkisi bulunduğunu borçlu şirket hakkında iflas erteleme kararı verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece haczin takibe konu senette yazılı olan borçlunun resmi adresinde yapıldığı, davacı 3.kişi ortaklar ile borçlu şirket ortaklarının aynı kişilerden oluştuğu, faaliyet alanlarının aynı olduğu mülkiyet karinesinin alacaklı yararına olduğu, davacının dayandığı borcun doğumundan sonraki tarihli belgelerin karine aksini ispata yeterli olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine, daha az olan muhcuzların değeri üzerinden %40 oranında hesaplanan 15.600,00 TL tazminatın davacıdan alınıp davalı alacaklıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı 3.kişi vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak davası ile memur işlemini şikayet davasına ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 5.7.2007 gün ve 2007/138-384 sayılı kararı ile borçlunun iflasının ertelenmesine karar verildiği, mahkemenin 11.7.2008 günlü ek kararı ile de iflas erteleme kararının kaldırıldığı ve bu kararın temyiz edilmeksizin 19.8.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. İİK’nun 193/2.maddesinde, iflas kararının kesinleşmesi ile takiplerin düşeceği hükme bağlanmıştır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; borçlunun iflas durumu değerlendirilerek varılacak uygun sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Bu yön gözardı edilerek hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 27.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.