YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19765
KARAR NO : 2017/3334
KARAR TARİHİ : 28.03.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının maliki ve işleteni olduğu zorunlu trafik sigortası bulunmayan aracın asli kusurlu olarak dava dışı araçla çarpışması sonucu ölen şahsın dava dışı mirasçılarına 88.310 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini, ödenen tazminatın davalıdan rücuen tahsili için davalı aleyhine başlatılan takibe haksız itirazının iptalini, takibin devamını talep etmiştir.
Davalı vekili, aracın olay tarihindeki işleteni ve malikinin müvekkili olmadığını, müvekkilinin aracı olay tarihinden önce dava dışı şahsa sattığını, bedelini alıp aracı teslim ettiğini, şahsın yeterli parası olmadığından devri almak üzere bir aylık süre istediğini, müvekkilinin şahsa bir ay süreli vekalet verdiğini, vekalet süresi içinde bu şahıs tarafından devrin alınmadığını, ceza dosyasında bu şahıs ve diğer şahısların da bunu doğruladıklarını, müvekkilinin sırf araç maliki diye sorumlu tutulamayacağını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalının aracı üçüncü şahsa sattığı, zilyetliğini devrettiği, vekalet verdiği, sırf kayıt maliki diye sorumlu tutulması mümkün olmadığından bahisle davacı yanın davasının reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalıya ait olup kaza tarihinde zorunlu trafik sigortası bulunmayan aracın sebep olduğu trafik kazasında vefat eden şahsın mirasçılarına ödenen destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan rücuen tahsili için başlatılan … takibine itirazın iptali davasıdır.
…’nın hangi hallerde sorumlu tutulduğu ve Hesaba hangi şartların gerçekleşmesi halinde dava yöneltilebileceği 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu’nun …. maddesi ve … Yönetmeliği’nin …. maddesinde belirtilmiştir. … Yönetmeliği’nin …. maddesi uyarınca üçüncü kişiye ödenen tazminat, Yönetmeliğin …. maddesi gereğince rücuen talep edilebilir. …’nın rücu edebileceği tazminat tutarı, gerçek zarar miktarına göre belirlenir.
İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun …. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı …’nın …. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve …’ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.
2918 sayılı …’nın 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmünü içermektedir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse …’ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır.
Bunun yanında, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun …/d maddesinde “Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir.” hükmünü içermektedir. Görüldüğü gibi Yasa’nın …/d maddesinde tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin ancak noterler tarafından yapılacağı hükmüne yer verilmiştir. Ancak böyle bir satış ve devir işlemi, araç üzerindeki mülkiyet hakkını devre elverişlidir. Bu devrin yöntemince aracın kayıtlı olduğu tescil müdürlüğüne bildirilmemesi yüzünden aracın tescil kaydında bir değişiklik yapılmaması satışa konu aracın mülkiyetinin geçişini engellemez ise de, anılan yasa maddesinde belirtilen türden resmi bir satış ve devir işlemi yapılmaksızın, satış işlemine dayalı olarak işleten sıfatının ve araç üzerindeki mülkiyet hakkının devredildiğinin kabulü mümkün değildir.
Somut olayda davalı aracını dava dışı şahsa davaya konu kazadan önce haricen satmış teslim etmiş, noterde ….09.2008 tarihinden ……..2008 tarihine kadar geçerli olmak kaydıyla süreli vekalet vermiş, vekaletnamede dava dışı şahsa davaya konu aracın dilediği kişiye dilediği bedelle satımı, araca ruhsat çıkarılması, aracın çekilmesi vs. hususlarında yetki vermiştir. Mahkemece davalının aracı üçüncü şahsa sattığı, zilyetliğini devrettiği, vekalet verdiği, sırf kayıt maliki diye sorumlu tutulması mümkün olmadığından bahisle dava reddolunmuştur. Kaza …/…/2008 tarihinde meydana gelmiş olup davalı kaza tarihi itibariyle kayıt malikidir, kaldı ki vekaletnamenin süresi de dolmuştur. Bu durumda mahkemece, yukarıda anılan 2918 sayılı …’nun …. maddesi ve …/d maddesi birlikte göz önünde bulundurulduğunda, aracın maliki olan davalı tarafından aracın kanunen aranan resmi şekle uygun olarak satışının yapıldığını gösterir herhangi bir kaydın bulunmadığı, haricen satım hususunu kabulün …. kişi konumunda bulunan davacıya karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığı gözetilerek; araç işleteni sıfatı devam eden davalının zarardan sorumlu olduğu gözetilerek, taraf delilleri toplanarak sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine …/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.