YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19994
KARAR NO : 2017/2604
KARAR TARİHİ : 13.03.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; 29/09/2008 günü davalının sevk ve idaresindeki araçla davacının kullandığı motorsikletin çarpışması sonucu davacının yaralandığını, olayın oluşumunda davalının asli kusurlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla geçici işgöremezlik ve sürekli iş gücü kaybı nedeniyle 1.000 TL maddi tazminatın ve 150.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 29/09/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili; 17/12/2012 tarihinde dava değerini 201.148,76 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili; davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, fahiş miktarda manevi tazminat istendiğini, davacının bu olay nedeniyle hiç bir şekilde maddi kaybının olmadığını, faiz başlangıç tarihinin dava tarihinden itibaren olması gerektiğini ve ceza yargılamasının sonucunun beklenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, maddi tazminat talebi ile açılan davanın kısmen kabulü ile 43.128,62 TL’nin 1.000 TL’si için olay tarihi olan 29/09/2009 tarihinden, 42.128,62 TL’si için 17/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 50.000 TL için olay tarihi olan 29/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranlarının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına ve manevi tazminatın takdirinde B.K.nun 47.maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. O halde, davalılar araç maliki ve sürücüsü olan davalı yönünden faiz başlangıcının asıl ve ıslah edilen kısım yönünden kaza tarihi olarak kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, doğru değil bozma nedeni ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/II. maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Ayrıca yargılama sonucunda kısmen haklılık durumu ortaya çıktığında ve kısmen kabul-kısmen red şeklinde hüküm kurulduğunda, harçlar yargılama giderleri gibi haklı çıkma oranında taraflar arasında paylaştırılamayacaktır. Zira, davanın reddi dışında harç daima davalıya yükletileceğinden, diğer giderler gibi kazanılan, kaybedilen miktara göre tekrar bölüştürme yapmak mümkün olmayacaktır. Bu nedenle hesaplanan harç bedeli üzerinden oranlama yaparak yazılı şekilde karar verilmesi, doğru değil bozma nedeni ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/II. maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm ve davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 1.bendinin “Maddi tazminata ilişkin talebin 43.128,62 TL için kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen kısmın olay tarihi olan 29/09/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde değiştirilmesine; hüküm fıkrasının 4.bendinin “Bu dava nedeniyle davacı tarafından yapılan 4.467,05 TL harç gideri ve bilirkişi ücreti, rapor ücreti ve posta gideri olmak üzere toplam 680,00 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre 180,00 TL’si olmak üzere toplam toplam 5.147,15 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde değiştirilmesine ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 4.746,01 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya geri verilmesine, 13/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.