Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2014/20190 E. 2014/17673 K. 04.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20190
KARAR NO : 2014/17673
KARAR TARİHİ : 04.12.2014

MAHKEMESİ : Senirkent Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 27/06/2014
NUMARASI : 2011/89-2014/48

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar Şemsi ve M.. G.. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı taraf aracının müvekkilinin yönetimindeki motosiklete çarparak, müvekkilinin yaralanmasına, aracının hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin kafatası kemiğinde kırıklar ve beyinde kanama meydana geldiğini, ameliyatlar geçirdiğini, göz ve kulağında kalıcı hasarlar bulunduğunu, estetik ameliyat gerekebileceğini, müvekkilinin çalışamadığını, davalı sürücünün olayda tamamen kusurlu olduğunu, Isparta’daki hastaneye tedavisi için gidilip gelindiğini, tedavinin devam ettiğini belirterek şimdilik 640 TL ulaşım gideri, 2.500 TL araç hasarı, 4.000 TL sürekli ve geçici işgörmezlik tazminatı toplamı 7.140 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek faiziyle (davalı sigortacı poliçe limitiyle sadece maddi zararlardan sorumlu olmak üzere) davalılardan tahsilini talep etmiş; 16.4.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile geçici ve sürekli işgörmezlik tazminatı talebini 29.382,98 TL daha artırarak toplam 33.382,98 TL’nın davalılardan tazminini istemiş; 27.6.2014 tarihli oturumda ulaşım giderine ilişkin talebinden feragat etmiş, 5.2.2014 tarihli duruşmada estetik ameliyat giderine ilişkin talebinden vazgeçmiştir.
Davalılar Mehmet ve Ş.. G.. vekili, kusuru kabul etmediğini, davacının olayda tamamen kusurlu bulunduğunu, davacının aşırı hızlı olduğunu, maluliyet varsa uzman kurumca tesbitinin gerektiğini, ulaşım giderinin ispatlanmadığını, manevi tazminatın yasal dayanağının olmadığını, tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı E.. Sigorta A.Ş vekili, sigortalının kusuru oranında, gerçek zarardan maddi hasarlarda 20.000 TL, sakatlık halinde 200.000 TL limitle sorumlu olduklarını, temerrüde düşmediklerini, sigortalının kusurunun bulunmadığını, tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, SGK’dan ödeme yapılıp yapılmadığının tespitinin gerektiğini, ulaşım ve tedavi giderinden sorumlu olmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 4.325,82 TL geçici, 29.057,16 TL sürekli işgörmezlik tazminatı toplamı 33.382,98 TL ile 1.645 TL araç hasar bedeli tazminatının dava tarihinden işleleyecek yasal faiziyle davalılardan tahsiline, davacı ulaşım giderine yönelik talebinden feragat ettiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7.500 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalılar Şemsi ve M.. G..’den tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar Şemsi ve M.. G.. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde ve özellikle manevi tazminat talebi ile ilgili olarak hüküm kurulurken olayın meydana geliş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olay nedeniyle duyulan acı ve elemin derecesi ve B.K.nun 47.maddesindeki özel haller dikkate alınmış bulunduğuna göre, davalılar Şemsi ve M.. G.. vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan geçici işgörmezlik, sürekli işgörmezlik, araç hasarı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Trafik kazası sonucu baş kısmından yaralanan davacı H.. K..’un, yönetimindeki motosikleti kask takmadan kullandığı dosya kapsamına göre sabittir. Davacı sürücünün kask takmaması olaydaki kusur durumuna değil, zarara etkilidir. Kusur durumunun tesbiti yönünden Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 15.10.2012 tarihli raporda, davacının diğer kural ihlalleri yanında kask takmaması sebebi de gösterilerek kusur izafe edilmiştir.
Alınan rapor bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli değildir. Bu durumda mahkemece, önceki kusur raporunun alındığı Adli Tıp Kurumundan, davacının kask takmaması hususu gözönünde bulundurulmadan, tarafların kusur durumlarını belirleyen bir ek rapor alınması, kusur oranlarının değişmesi
Halinde, aktüerya bilirkişisinden belirlenen kusur oranına göre yeniden geçici işgörmezlik ve sürekli işgörmezlik tazminatlarının tesbiti yönünden ek rapor alınması, aracı hasarı zararının da belirlenecek kusura göre hesaplanması, davacının kask takmaması müterafik kusur olduğundan BK’nun 52.maddesi uyarınca tazminat miktarından makul oranda indirim yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Davacı, 1980 doğumlu olup, 3.10.2011 olay tarihinde 31 yaşındadır. PMF Yaşam tablosuna göre bakiye ortalama 36.70 sene ömrü bulunmaktadır. Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre 60 yaşına kadar aktif devre yapılmaktadır. Davacının toplam devre zararının sonu 2048 yılına tekabül etmektedir. Davacının, asgari ücret üzerinden geçici ve sürekli işgöremezlik zararı tespit edilmiştir. 60 yaşını tamamladıktan sonra pasif devre zararı hesaplanmalıdır. Pasif devre zararının hesaplanması sırasında esas alınan ücret, bir çalışmanın karşılığı değil, ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığıdır. Hal böyle olunca da, ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indiriminin, ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı pasif devre zararının hesaplanması sırasında dikkate alınamayacağı açıktır. Zira, asgari geçim indirimi, ücretin eki olmadığından, tazminat alacaklarının hesaplanmasına esas ücrete dahil edilemez.
Somut olayda, davacının pasif dönem zararı asgari geçim indirimi olmaksızın, asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğinden ve bu husus hükme esas alınan bilirkişi raporunda açık olmadığından, mahkemece, aktüerya raporunu düzenleyen bilirkişiden bu yönde ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması da isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar Şemsi ve M.. G.. vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar Mehmet ve Ş.. G.. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün, temyize gelen bu davalılar lehine BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar Şemsi ve M.. G..’e geri verilmesine 4.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.