Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2014/21009 E. 2014/17379 K. 01.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21009
KARAR NO : 2014/17379
KARAR TARİHİ : 01.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili; davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın müvekkiline ait araca çarparak hasarladığını belirterek, 10.000 TL değer kaybı zararının kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … Tic. AŞ. vekili; kazaya karışan aracın müvekkili tarafından uzun süreli kiralama sözleşmesi ile … şirketine kiralandığını, müvekkilinin sözleşme gereği işleten sıfatını devretmesi nedeniyle hukuki sorumluluğunun bulunmadığını öne sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili; davacının hasarının müvekkilinin sigortacısı tarafından karşılandığını öne sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davalı … Tic. AŞ.’ye yönelik davanın, aracı uzun süreli kiralaması nedeniyle işleten olmadığı gerekçesiyle reddine, diğer davalı yönünden bilirkişi raporu benimsenerek, davanın kısmen kabulü ile 3.500 TL değer kaybı bedelinin kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. ve 19. maddeleri hükümlerine göre trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, kimliğini belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak trafik kayıt maliki, işleten konumunda olmadığını işletenin bir üçüncü kişi olduğunu kanıtladığında, malik olmasına karşın, işleten sıfatıyla sorumlu tutulamaz. Bununla birlikte, zarar gören kişi, davasını açmadan önce işletenin trafik kaydında adı yazılı kişi olup olmadığı konusunda bir araştırma yapmakla yükümlü kılınamaz. Olağan olanı, davanın trafik kaydında adı yazılı kişiye yöneltilmesidir. Somut olayda da davacı, trafik kaydına dayanarak bu davayı davalı … Tic. AŞ. aleyhine açmış ve onun işleten olmadığı davalının ileri sürdüğü kanıtlarla doğrulanmıştır. Bu nedenle davanın açılmasında davacının bir kusuru bulunmadığından davanın pasif sıfat (husumet) yokluğu nedeniyle reddi üzerine davalı yararına yargılama giderleri ve bu arada vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil bozma nedeni ise de; bu konudaki yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, hüküm fıkrasının (2) nolu maddesinin davalı … Tic. AŞ.’ye vekalet ücreti takdirine ilişkin 1. paragrafının hükümden çıkarılmasına ve hükmün bu hali ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 1.12.2014 günü oybirliğiyle karar verildi.