Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2014/21817 E. 2014/18384 K. 11.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21817
KARAR NO : 2014/18384
KARAR TARİHİ : 11.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın hizmet kusuruna dayandığı bu nedenle idari yargılama usulü hakkındaki kanunun 2. maddesi uyarınca idari yargı yerinde tam yargı davası ikame edilmesi gerektiği gerekçesiyle, HMK’nın 114/1-b ve 115/2. maddesi uyarınca davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline sigortalı işyerinin davalı belediyeye ait ana içme suyu tesisatının patlaması sonucu tazyikle toprağın çökmesi, işyerine ait gider borusunun yerinden çıkarak akan suyun giderden geri tepmesi sonucu işyerini su bastığını, müvekkilinin sigortalısının zararını giderdiğini, zararın rücuen tahsili için davalı hakkında yapılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın hizmet kusuruna dayandığını bu nedenle davaya bakmaya idari yargı mahkemelerinin görevli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve yapılan değerlendirmeye göre davanın hizmet kusuruna dayandığı bu nedenle idari yargılama usulü hakkındaki kanunun 2. maddesi uyarınca idari yargı yerinde tam yargı davası ikame edilmesi gerektiği gerekçesiyle, HMK’nın 114/1-b ve 115/2. maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 25,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna ve aşağıda dökümü yazılı 25,20 TL onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 11.12.2014 gününde Üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, davalı idarenin sorumluluğunda bulunan, ana içme suyu şebekesinin patlaması sonucu taşan suların davacıya işyeri paket sigorta poliçesi ile sigortalı işyerinde zarara sebebiyet vermesi sonucu, dava dışı sigortalının doğan zararının poliçe kapsamında davacı sigortacı tarafından ödenmesi üzerine, ödenen tazminatın olayda kusuru bulunduğu iddiasıyla davalı belediyeden rücuen tahsili için yapılan genel haciz yolu ile icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyuşmazlığın hizmet kusurundan kaynaklandığı, idari yargının görev alanında bulunduğu gerekçesiyle davanın yargı yolu yönünden reddine karar verilmiş,
Taraf vekillerinin temyiz itirazları sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda reddedilerek yerel mahkeme kararı onanmıştır.
Taraf vekillerinin temyiz isteminin reddine ilişkin çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Dava, İİK 67 vd.maddelerinde öngörülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
2004 sayılı İİK 67 maddesinde “takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümlerin dairesinde alacağının varlığını isbat etmek suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği” hükmüne yer verilmiştir.
İtirazın iptali davasında, davanın kabulüne karar verilmesi durumunda borçlunun icra takibine itirazı iptal edilecek, koşulları oluştuğu takdirde icra inkar tazminatına da hükmedilecek, icra takibine kaldığı yerden devam olunacaktır.
Bu halde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 4.4.2007 gün 2007/4-141-88 sayı, 23.6.2010 gün 2010/7-332-344 sayı, 14.4.2010 gün 2010/7-184-214 sayı ve 22.12.2010 gün 2010/3-635-686 sayı vd.kararlarında da vurgulandığı ve istikrarlı bir şekilde kabul edildiği gibi itirazın iptali davaları açıkça Adli Yargının görev alanında kalmaktadır.
Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesi de müstekar içtihatlarında itirazın iptali davalarında adli yargıyı görevli kabul etmektedir. (Uyuşmazlık Mahkemesinin 13.5.2013 gün 2012/305 esas 2013/632 karar sayı vb.kararları)
Bu durumda İİK 67 maddesine dayalı itirazın iptali davasının adli yargının görev alanında kalması nedeniyle davacı vekilinin karar düzeltme istemi kabul edilmelidir.
Diğer taraftan, 5393 sayılı Belediyeler Kanunu’nun 14/a maddesinde “imar, su, kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel altyapı… hizmetlerini yapıp yaptıracağı” belediyenin görevleri arasında sayılmış,T.C. Anayasası’nın 125/son maddesinde “idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu” kurala bağlanmış,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesinde de idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları ihlal edilenler tarafından açılan tam yargı davaları idari dava çeşitleri arasında sayılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davalı belediyenin su ve kanalizasyon hizmetini yerine getirmediği veya eksik ifa ettiği iddiasıyla doğan zararın tazmininin amaçlanmış olması karşısında idarenin görevinde olan kamu hizmetini yürüttüğü esnada kişilere verdiği zararın ödetilmesine yönelik bulunan uyuşmazlık konusu davanın, olayda kamu hizmetinin usulüne ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, hizmet kusuru veya idarenin sorumluluğunu gerektiren bir husus olup olmadığının tespitinde esas alınan idare hukuku kuralarına ve 2577 sayılı yasanın 2/1-b maddesinde sayılan tam yargı davasında görüm ve çözümünde idari yargı yerleri görevli bulunmaktadır.
Davacı sigortalısına ödediği tazminatı davalı belediyeden, idari yargı yerlerinde açacağı tam yargı davası ile talep etmelidir.
Tam yargı davasına konu olabilecek bir uyuşmazlığın nasıl ki adli yargıda dava konusu edilmesi mümkün değil ise ilamsız icra takibine konu edilmesi de mümkün değildir.
Eldeki davanın itirazın iptali davası oluşuna göre geçerli bir icra takibinin bulunması dava ön şartıdır.
Adli yargının itirazın iptali davasında görevli bulunmasına göre mahkemece önce dava ön şartı olan geçerli bir icra takibinin bulunup bulunmadığı, takibe konu alacağın genel haciz yolu ile takibe konu edilebilecek alacaklardan olup olmadığının incelenmesi gerekir.
Uyuşmazlıkta idarenin hizmet kusurundan doğan tam yargı davasına konu olabilecek bir alacak ilamsız icra takibine konu edilmiştir.
Bu halde mahkemece dava önşartı olan geçerli bir icra takibinin bulunmaması nedeniyle açılan itirazın iptali davasının reddi gerekmektedir.
Sonuç olarak taraf vekillerinin temyiz isteminin kabulü ile itirazın iptali davası adli yargının görev alanında bulunduğundan mahkemece dava ön şartı olan geçerli bir icra takibinin bulunmaması nedeniyle dava red edilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın iptali davasında idari yargıyı görevli kabul eden çoğunluk görüşüne karşıyım.