YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9164
KARAR NO : 2014/15708
KARAR TARİHİ : 13.11.2014
MAHKEMESİ : Şanlıurfa 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/11/2011
NUMARASI : 2010/108-2011/436
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Şanlıurfa 3.İcra Müdürlüğü’nün 2009/7280 sayılı takip dosyasından 18.12.2009 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, haczin müvekkilinin işyerinde yapıldığını, borçlu şirket ile ilgilerinin bulunmadığını ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın süresinde açılmadığını, borçlu şirketin haciz adresinde faaliyetine devam ettiğini, haczin ismini vermek istemeyen bekçinin gösterdiği yerde yapıldığını istihkak iddiasının danışıklı olduğunu davacı ve borçlu şirket yetkililerinin kardeş olduklarını borçlu şirket ve davacı şirket çalışanlarının aynı kişilerden oluştuğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece dava konusu mallara ilişkin fatura ve belgelerin davacı şirket defterlerinde kayıtlı olduğu, haciz adresinde 3.kişinin faaliyet gösterdiği, borçlu şirket adresinin farklı olduğu mahcuzların davacı şirkete ait bulunduğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile mahcuzların davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 vd.maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz 3.kişinin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde yapılmış ise de borçlunun faaliyet gösterdiği adrese haciz için gidildiğinde borçlunun dava konusu haczin yapıldığı adreste faaliyet gösterdiğinin bekçiden öğrenildiği, bunun üzerine haciz adresine gidilecek haciz işlemi uygulandığı haciz tutanağı ile sabittir. Bu durumda artık mülkiyet karinesinin 3.kişi yararına olduğundan söz edilemez. İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğundan, karine aksinin davacı 3.kişi tarafından güçlü ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı 3.kişi şirket borcun doğumundan sonraki tarihte kurulmuştur. Davacı şirket ortakları ile borçlu şirket ortaklarının soyadları aynı olup aynı aileden oldukları anlaşılmaktadır. Yine davacının dayandığı ayırt edici özelliği bulunmayan faturalarda borcun doğumundan sonraki tarihli olduğu gibi faturaların bir kısmının davacı şirket ortağı Z..A.. tarafından düzenlendiği 29.6.2010 tarihli faturanın da borçlu şirket tarafından davacı şirket adına düzenlendiği ortadadır. Davacı 3.kişi karine aksini güçlü ve inandırıcı delillerle ispat edememiştir. Kaldı ki borçlu şirket çalışanlarından bir kısmının halen davacı şirkette çalıştıkları da SGK kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı 3.kişi şirketin, borcun doğumundan sonra alacaklıdan mal kaçırma amacıyla kurulduğu, aralarında danışıklı işlemler bulunduğu anlaşıldığından davacı 3.kişinin ispatlanamayan istihkak iddiasının reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 13.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.