Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2018/4027 E. 2020/7200 K. 18.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4027
KARAR NO : 2020/7200
KARAR TARİHİ : 18.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki 6183 sayılı Yasa’dan kaynaklanan tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü;

-K A R A R-

Davacı … idaresi vekili, davalı …’nun mükellef … Orman Ürn. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin … İletişim Reklam Organizasyon Hizmet Ltd. Şti’nin şirket ortağı ve kanuni temsilcisi olduğunu, adına kayıtlı …,… nolu taşınmazın 1/2 hissesinin davalı …’e muvazaalı olarak devredildiğini beyan ile davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, haksız açılan davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, taşınmazın bu kadar düşük bedelle satılmasının hayatın olağan akışına aykırı düştüğü, davalı …’in uzun zamandır Akyazı’da serbest avukatlık yaptığı, bu şekilde davalı …’nun borçlarını bilebileceği bunun aksinin davalı tarafça ispatlanamadığı, tasarrufun alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.
Bu davaların görülebilmesi için diğer genel dava koşullarının yanında davacı alacaklının, davalı borçlu hakkında kesinleşmiş bir takibin bulunması dava koşuludur ve mahkemece resen araştırılması gereken bir husus olup temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın bozma nedenidir.
Somut olayda, davanın dayanağı alacağın, dava dışı … Orman Ürn. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ve … İletişim Reklam Organizasyon Hizmet Ltd. Şti’nin vergi borcunu oluşturduğu, bu borçtan dolayı davalı … aleyhine yapılmış ve kesinleşmiş takip bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın tüm davalılar yönünden reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırıdır.
Diğer yandan, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 168. maddesinde değişiklik yapan 5904 sayılı Yasanın 35. maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmünü içermekte olup, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin de maktu hesaplanması gerekirken nispi hesaplanması da hatalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 18/11/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.