YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/296
KARAR NO : 2015/1149
KARAR TARİHİ : 05.05.2015
Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret, görevini yaptırmamak için direnme ve kasten yaralama suçlarından sanık…’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 265/1, 125/1- 3-a, 265/l (iki kez), 86/2, 35 ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis (iki kez), l yıl 15 gün hapis ve 3 ay 22 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 02/12/2014 tarihli ve 2014/279 esas. 2014/264 sayılı kararını kapsayan dosyasında, sanığın karıştığı kavga olayına görevli polis memurlarınca müdahale edilerek hastane polis noktasına götürüldüğü, sanığın burada görevlilere hakaret ederek katılan …’e yumrukla vurması sonrasında sanığa kelepçe takılarak etkisiz hale getirildikten sonra hastane acil servisine götürüldüğü esnada katılan…’a karşı tehdit içerikli sözler söylemesinden ibaret olayda, benzer bir olaya ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 02/03/2010 tarihli ve 2009/9-259 esas, 2010/47 sayılı kararında da belirtildiği üzere, direnme eylemlerinin aynı zaman dilimi içinde ve hukuki kesintiye uğramadan gerçekleşmesi sebebiyle, devam eden bir süreç içerisinde farklı görevlilere karşı tekrarlanarak gerçekleştirilmiş olan eylemlerinden ötürü 5237 sayılı Kanun’un zincirleme suça ilişkin 43/2. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden görevi yaptırmamak için direnme suçundan ayrı ayrı fazla ceza tayininde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu … Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 18.02.2015 gün ve 94660652-105-42-1099-2015-4241/12767 sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak tebliğ olunmuş, Yargıtay C.Başsavcılığı da aynı görüş ile dosyayı dairemize göndermiştir.
… Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/279 esas ve 2014/264 karar sayılı dosyası kanun yararına bozma talebiyle gönderilmiş ise de dosyanın incelenmesinde; kısa kararın 02/12/2014 tarihli oturumunda müdafisi bulunmayan sanığın SEBGİS sisteminde yüzüne karşı verildiği, ceza hükümlerini içeren kısa kararın sonunda “Dair karar, sanığın ve mağdur …’nın yüzüne karşı, diğer katılanların yokluğunda iddia makamının katılımıyla mütalaya uygun yasa yolları açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı” ibareleri ile duruşmanın bitirildiği anlaşılmaktadır.
Sanığın müdafiisi bulunmamaktadır.
Anayasanın 40/2, CMK’nın 232/6 ve 34/2 ile 1412 sayılı CMUK’nın 310. maddeleri gereğince, kararda, başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği halde, bu hususlar yerine getirilmemiştir. Dosya kapsamına göre mahkeme kararının sanık tarafından öğrenildiğine dair de bilgi bulunmamaktadır. Bu halde kesinleşmiş bir mahkeme kararından sözedilemez. Usulünce kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemez. Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilerek gerekçeli kararın yukarıda açıklanan açıklamalar doğrultusunda Kesinleştirme işlemlerinin yapılması gerektiği anlaşıldığından;… hakkında, tebliğnameye aykırı olarak, kanun yararına bozma istemi hakkında bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA, 05/05/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.